Avukat Ali Mert Karakılçık
HMK’nın “Dava Sırasında Taraflardan Birinin Ölümü” başlıklı 55.maddesinde; “… Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar DAVA ERTELENİR. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu kapsamda yargılama sırasında taraflardan birisi vefat ettiği takdirde mahkemece öncelikle mirasçıların belirlenmesi, bu nedenle de mirasın reddi için kanunda öngörülen üç aylık süre geçinceye kadar davanın ertelenmesi gerekir. Nitekim Medeni Kanunu’nun 640.maddesi uyarınca, miras paylaşımı gerçekleşene kadar tüm mirasçılar tereke üzerinde elbirliği ile iştirak halinde hak sahibi olurlar. Bu nedenle yasal mirasçılar, terekeye ilişkin haklar üzerinde kendi payları oranında dahi tek başına hareket edemezler. Bunun sonucu olarak da murisin ölümünden sonra, malvarlığına ilişkin davalarda mirasçılar arasında HMK.m.59 kapsamında zorunlu dava arkadaşlığı ortaya çıkar. Tüm bu nedenlerle yargılama sırasında davacının vefat etmesi halinde yasal mirasçılar daha önce muris tarafından açılmış olan davayı ancak birlikte takip edebilirler. Bu nedenle de mahkemece mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunmasından ötürü tüm mirasçıların davaya katılımının sağlanması veya davanın devamına ilişkin tüm mirasçılardan onayın alınması şarttır. Bu hususta mirasçılar arasında oybirliği sağlanamadığı takdirde ise TMK.m.640/3 uyarınca mahkemenin, talep halinde, terekeye temsilci atanması için davaya devam etmek isteyen mirasçıya süre vermesi gerekir. Verilen süre içerisinde terekeye temsilci atanamaz ise davanın reddine karar verilir (Yargıtay 6.Hd. 23.12.2015 T. 2015/1588 E. 2015/11380 K.). Yargıtay uygulamasında da aynı görüş mevcuttur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 23.06.2004 Tarihli 2004/1-379 Esas 2004/382 Karar sayılı kararı; “Özet : Dava; ehliyetsizlik, hata, hile ve ikrah nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Somut olayda YARGILAMA SIRASINDA DAVACI VEFAT ETMİŞ olup, mirasçıların tamamı davaya katılmadan, izinleri alınmadan veya TEREKEYE TEMSİLCİ TAYİN EDİLMEDEN, mirasçıların bir kısmının katılımıyla yargılamaya devam edilerek mahkemece hüküm kurulmuştur. Oysa davacının ölümü ile mirasçıları arasında elbirliği mülkiyeti oluşmuştur. Bu nedenle aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. O halde, davacının vefatından sonra yargılamaya devam edilebilmesi için mahkemece mirasçıların tamamının davaya katılımının sağlanması, mümkün olmaması halinde tüm mirasçılardan izin alınması veya terekeye temsilci atanması yoluyla taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması gerekir.”
Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 05.05.2016 Tarihli 2016/7400 Esas 2016/13378 Karar sayılı ilamında da aynı hususlar vurgulanmıştır; “…6100 Sayılı HMK’nun “dava sırasında taraflardan birinin ölümü” başlıklı 55.maddesinde; “Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenleme, mirasçıların malvarlığını etkileyen davalarda dikkate alınmalıdır. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, TMK’nın 28/1. maddesi gereğince ÖLEN KİŞİNİN TARAF EHLİYETİ SON BULUR. Bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu halde, ölen tarafın mirasının reddetmeyen MİRASÇILARININ, DAVAYI MECBURİ DAVA ARKADAŞI OLARAK HEP BİRLİKTE TAKİP ETMELERİ GEREKİR. Somut olayda; borçlunun icra mahkemesine başvurarak imzaya ve borca itiraz itirazından sonra 24.1.2015 tarihinde öldüğü, 18.3.2014 tarihli celsede borçlunun öldüğünün bildirilmesi üzerine mirasçı …’ın vekaletname ibraz etmesi üzerine diğer miraşçıların davada yer almalarına imkan sağlanmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece borçlunun diğer mirası reddetmeyen mecburi dava arkadaşı MİRASÇILARININ DAVADA YER ALMALARI SAĞLANMASI veya miras şirketine temsilci atanması yoluna gidilerek davaya devam edilmesi gerekirken mirasçılardan …’ın verdiği vekaletname ile davaya devam edilip sonuçlandırılması doğru görülmemiştir.”
SONUÇ OLARAK; yargılama sırasında taraflardan birisi vefat ettiği takdirde mahkemece öncelikle mirasçıların belirlenmesi, bu nedenle de mirasın reddi için kanunda öngörülen üç aylık süre geçinceye kadar davanın ertelenmesi gerekir. Bu durumda mahkemece mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunmasından ötürü tüm mirasçıların davaya katılımının sağlanması veya davanın devamına ilişkin tüm mirasçılardan onayın alınması şarttır.
