KİŞİ HÜRRİYETİNDEN YOKSUN KILMA SUÇU (TCK.m.109)

Avukat Ali Mert Karakılçık

Bilindiği üzere 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma” başlıklı 109.maddesinde; “(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Madde gerekçesinde ise bu hususta; “…Söz konusu suç, bir kimsenin hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakılmasıyla oluşmaktadır. Örneğin kişinin bir yere kapatılması, bir yerde tutulması veya bir yere götürülmesi veya BİR YERE GİTMEKTEN MEN OLUNMASI FİİLLERİ, BU TANIMA GÖRE CEZA YAPTIRIMINI GEREKTİRMEKTEDİR.” açıklamalarına yer verilmiştir. Bu kapsamda suçla korunan hukuki yarar, diğer hürriyete karşı suçlarda olduğu gibi bireyin hareket serbestisidir. Burada bireylerin hareket serbestisinin suçla engellenmesi eylemini, fiziki özgürlükleri hukuka aykırı bir biçimde kısıtlayan, örneğin mağdurun dilediği yere gitmesini engelleyen hareket olarak tanımlayabiliriz. Bu kısımda önemle belirtmek gerekir ki kişinin bu özgürlüğünü o anda kullanmak istememesi önemli değildir. Zira suçla korunan husus kişinin potansiyel özgürlüğüdür (Prof.Dr.Veli Özer Özbek – Prof.Dr.Koray Doğan – Dr.Öğr.Üyesi Pınar Bacaksız, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 19.Baskı, Ankara 2024, s.433). Buna göre, fail tarafından hürriyeti sınırlamaya yönelik olarak hareketin icra edilmesi ve mağdurun hareket etmek isteyip bunu gerçekleştirememesi halinde suç oluşacaktır (Doç.Dr.İlhan Üzülmez, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Sayı-1, Ankara 2007, s.1188).

Önemi gereği tekraren belirtmek isteriz ki bu suçun koruduğu hukuki yarar, kişinin iradesine göre o anda kullanıp kullanmadığına bakılmaksızın sahip olduğu yer değiştirme veya değiştirmeme özgürlüğüdür. Başka bir anlatımla, bu suçla kişinin istediği anda fiziksel olarak bulunduğu yeri değiştirme olanağının ortadan kaldırılması ya da güçleştirilmesi cezalandırılmak istenmekte; böylece hareket serbestisi ve fiziksel özgürlük korunmaktadır (Prof.Dr.Durmuş Tezcan – Prof.Dr.Mustafa Ruhan Erdem – Doç.Dr.R.Murat Önok, Ceza Özel Hukuku, 22.Baskı, Ankara 2024, s.484). Dolayısıyla bu suç, bir kimsenin bir yere gitme veya bir yerde kalma hürriyetinden yoksun bırakılmasıyla işlenir. Yoksun bırakmak, bir yere gitme veya bir yerde kalma hürriyetinin sınırlanması, diğer bir ifadeyle hareket etme hürriyetinin engellenmesi olarak tanımlanabilir. Bu suç, kişinin bir yere gitmesinin veya bir yerde kalmasının engellenmesiyle işlenebileceğinden seçimlik hareketlidir (Doç.Dr.İlhan Üzülmez, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu, s.1189-90). Suçun faili ise herkes olabilir. Mağdur ise hareket serbestisine sahip herhangi bir gerçek kişi olabilir (Prof.Dr.Durmuş Tezcan – Prof.Dr.Mustafa Ruhan Erdem – Doç.Dr.R.Murat Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, s.485). Nitekim hürriyetten yoksun kılma, mağdur bakımından özellik arz etmeyen, herkese karşı işlenebilen bir suçtur. Başka bir anlatımla, isnat yeteneğine sahip olup olmadığına bakılmaksızın her insan bu suçun mağduru olabilir (Doç.Dr.İlhan Üzülmez, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu, s.1187).

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da suçun oluşması için failin mağdura karşı fiziksel temasta bulunmasının zorunlu olmamasıdır. Bu anlamda örneğin tek bir çıkış kapısı olan yerde bulunan mağdurun önüne dikilen fail tarafından engellenmesinde yine bu suç oluşacaktır. Söz konusu suç bakımından önemli olan mağdurun özgürce hareket edebilme hürriyetinin fail tarafından kısıtlanmış olması olduğundan bunun şekli önem taşımaz.
(Prof.Dr.Veli Özer Özbek – Prof.Dr.Koray Doğan – Dr.Öğr.Üyesi Pınar Bacaksız, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, s.435). Suçun oluşmasında, mağdurun özgürlüğünden yoksun bırakıldığı yer de önemli değildir. Söz konusu yerin, mağdura veya başkalarına ait olması, açık ya da kapalı olması, menkul olması, herhangi bir taşıt olması suçun oluşup oluşmamasını etkilemeyecektir. Suç, kamuya açık bir yerde de işlenebilecektir (Dr.Nedim BEKRÎ, Kişiyi Özgürlüğünden Yoksun Kılma Suçu, s.81). Yine suçun oluşması için failin mağdura fiziksel teması da şart değildir (Dr.Nedim BEKRÎ, Kişiyi Özgürlüğünden Yoksun Kılma Suçu, s.82 ; Prof.Dr.Durmuş Tezcan – Prof.Dr.Mustafa Ruhan Erdem – Doç.Dr.R. Murat Önok, Ceza Özel Hukuku, s.487-8).

Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde ise ceza, TCK.m.109/3-b bendi gereği bir kat artırılmakta olup hüküm bunu bilen, azmettiren ve yardım eden için de uygulanır. Nitelikli halin uygulanması için en az iki failin varlığının tespit edilmiş olması yeterli olup bunlardan sadece birinin yakalanabilmiş ve diğerlerinin kimliğinin dahi tespit edilememiş olması durumunda da nitelikli hal uygulanır (Prof.Dr.Durmuş Tezcan – Prof.Dr.Mustafa Ruhan Erdem – Doç.Dr.R. Murat Önok, Ceza Özel Hukuku, s.492). Son olarak bu suç, zincirleme suç seklinde de işlenebilir. Aynı suç isleme kararının icrası kapsamında aynı kişinin farklı zamanlarda hürriyetinden yoksun bırakıldığı hallerde zincirleme suç söz konusu olur (Doç.Dr.İlhan Üzülmez, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu, s.1207).

Yargıtay 8.Ceza Dairesi’nin 05.10.2022 Tarihli 2019/14866 Esas 2022/13552 Karar sayılı kararında da, kişinin konutuna girişine engel olunması halinin TCK.m.109 kapsamında kişi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarını oluşturacağı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.02.2023 Tarihli 2020/204 Esas 2023/78 Karar sayılı kararında ise bu suçun açık alanlarda da işlenebileceği, kısa veya uzun süreli olsun mağdurun hareket serbestisinin ihlal edilmesiyle de suçun oluşabileceği vurgulanmıştır.

SONUÇ OLARAK; bu suçla korunan hukuki yarar, diğer hürriyete karşı suçlarda olduğu gibi bireyin hareket serbestisidir. Burada bireylerin hareket serbestisinin suçla engellenmesi eylemini, fiziki özgürlükleri hukuka aykırı bir biçimde kısıtlayan, örneğin mağdurun dilediği yere gitmesini engelleyen hareket olarak tanımlayabiliriz. Bu kısımda önemle belirtmek gerekir ki kişinin bu özgürlüğünü o anda kullanmak istememesi önemli değildir. Zira suçla korunan husus kişinin potansiyel özgürlüğüdür. Buna göre, fail tarafından hürriyeti sınırlamaya yönelik olarak hareketin icra edilmesi ve mağdurun hareket etmek isteyip bunu gerçekleştirememesi halinde suç oluşacaktır.