Avukat Ali Mert Karakılçık
İİK.m.72/5’de; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlâmın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare: 6352 – 2.7.2012 / m.15) “yüzde yirmisinden” aşağı olamaz.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Madde hükmüne göre borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin, haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması halinde davalı alacaklının tazminata mahkum edilmesi gerekir (Yargıtay 19.Hd. 27.01.2014 T. 16321/1975 ; Yargıtay 19.Hd. 18.09.2013 T. 10219/14092 ; Yargıtay 19.Hd. 09.09.2013 T. 10439/13360 ; Yargıtay 19.Hd. 19.06.2013 T. 6043/11422 ; Yargıtay 23.Hd. 04.06.2013 T. 3079/3767). Açılan menfi tespit davası sonunda davalı alacaklının tazminata mahkum edilebilmesi için şu şartların gerçekleşmesi yeterlidir; 1- Menfi tespit davası davacı borçlu lehine sonuçlanmalıdır 2- Davacı borçlu tazminat talep etmiş olmalıdır 3- Borçlu icra takibi nedeniyle menfi tespit davası açmaya zorlanmış olmalıdır 4- Davalı alacaklı icra takibinde haksız ve kötü niyetli olmalıdır (Yargıtay 15.Hd. 10.02.2020 T. E.2019/2681 K.2020/370 ; Yargıtay 19.Hd. 13.09.2011 T. E.2011/2196 K.2011/10672 ; Prof.Dr.Timuçin MUŞUL, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, 3.Baski Ankara 2020, s.482). Bu kapsamda davalının, haksız takip (kötü niyet) tazminatına mahkum edilebilmesi için davacı-borçlunun, zararın bu kadar olduğunu ispat etmesi gerekmediği gibi davalı-alacaklı da davacının zararının %20’den daha az olduğunu iddia ve ispat edemez (Av.Talih UYAR, Menfi Tespit ve İstirdat Davası, 5.Baskı, Ankara 2022, s.227). Ve hatta davacı-borçlu, haksız takip nedeniyle uğradığı zararın %20’den daha fazla olduğunu ileri sürerse, bunu ispat etmesi halinde mahkemece bu miktara hükmedilir (Yargıtay 19.Hd. 24.09.1992 T. 2495/4416 ; Yargıtay 11.Hd. 30.04.1991 T. 1422/2740). Dolayısıyla menfi tespit davasında davalının kötü niyetli olduğu tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir (Yargıtay 19.Hd. 30.06.2011 T. 2011/8229 E. 2011/8844 K. ; Prof.Dr.Timuçin MUŞUL, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, s.507). Menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine tazminata mahkumiyet için alacağın likit olup olmamasının da bir önemi yoktur. Likit bir alacak iddiasında dahi takibin, haksız ve kötü niyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekir (Yargıtay Hgk. 20.02.2013 T. 19-778/250).
Sonuç Olarak; İİK.m.72/5 uyarınca borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin, haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması halinde davalı alacaklının tazminata mahkum edilmesi gerekir. Burada davalının kötü niyetli olduğu tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir .
