İCRA VE İFLAS HUKUKU

REHNİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLU İLE İLAMLI İCRA TAKİBİ

Av.Ali Mert KARAKILÇIK

Taşınır rehinlerinde İİK’nın 150/h bendi gereği alacak veya rehin hakkı bir ilamda veya İİK’nın 38’inci maddesi kapsamında ilam niteliğinde bir belgede tespit edilmiş ise, rehin alacaklısı rehnin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip yapabilir[1]. Rehin alacaklısının takip talebini alan icra müdürü, borçluya ve varsa rehin maliki üçüncü kişiye yedi günlük bir örnek 44 nolu icra emri gönderir. Bu icra emri ile borçluya, yedi gün içinde borcu ödemez ve icranın geri bırakılmasına ilişkin bir karar getirmezse rehnin satılacağı ihtar edilir[2]. İİK’nın 150/e bendi kapsamında icra emrini alan borçlu, yedi gün içinde borcu ödemez ya da icranın geri bırakılması kararı getirmezse alacaklı rehinli taşınırın satışını isteyebilir.

Taşınmaz rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı ipotek takibi ise üç şekilde olabilir. Bunlardan ilki alacak veya ipotek hakkının veya her ikisinin bir ilamda veya ilam niteliğinde bir belgede tespit edilmiş olması halidir. İkinci hali ipotek akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içermesi halinde ilamlı takip yöntemidir. Üçüncüsü ise noterden gönderilen hesap özeti, tazmin talebi veya ihtarı ibraz ederek ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı ipotek takibidir[3].

1.Alacak Veya İpotek Hakkının Veya Her İkisinin Bir İlamda Veya İlam Niteliğinde Bir Belgede Tespit Edilmiş Olması

Bu ilamlı takip yöntemlerinden ilki olan alacak veya ipotek hakkının veya her ikisinin bir ilamda veya ilam niteliğinde bir belgede tespit edilmiş olması halinde İİK’nın ilamlara ilişkin 38’inci maddesi uyarınca ipotek alacaklısı ilamlı takip yapabilir. Nitekim İİK’nın “Alacağın veya Rehnin İlamla Tesbit Edilmiş Olması” başlıklı 150/h bendinde alacağın veya rehin hakkının yahut her ikisinin bir ilamda veya ilam mahiyetini haiz belgelerde tesbit edilmiş olması halinde, ilamların icrasına dair hükümlerin kıyasen uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Yargıtay konuya ilişkin bir kararında İİK’nın 150/h bendi doğrultusunda gayrimenkul rehnine dayalı takipler için uygulanabilecek İİK’nın 150/ı maddesine dayanarak taşınır rehni için ilamlı takip başlatılamayacağını belirtmiştir[4].

Alacaklı bu takip yönteminde herhangi bir icra dairesine takip talebini sunabilir. Nitekim İİK’nın 34’üncü maddesinde İlâmların icrasının her icra dairesinden talep olunabileceği, alacaklı ikametgâhını değiştirirse bile takibin yeni ikametgâhı icra dairesine havalesini isteyebileceği hükme bağlanmıştır.

İpotek alacaklısının ilamlı takip talebini alan icra müdürü, borçluya ve varsa rehin maliki üçüncü kişiye İİK’nın 32’nci maddesine göre yedi günlük bir örnek 44 nolu icra emri gönderir. Bu icra emri ile borçluya, yedi gün içinde borcu ödemez ve İİK’nın 33 ve 36’ncı maddeleri kapsamında icranın geri bırakılmasına ilişkin bir karar getirmezse ipotekli taşınmazın satılacağı ihtar edilir[5]. İİK’nın 150/e bendi kapsamında icra emrini alan borçlu, yedi gün içinde borcu ödemez ya da icranın geri bırakılması kararı getirmezse alacaklı rehinli taşınırın satışını isteyebilir. Yargıtay, alacağın veya ipotek hakkının veya her ikisinin bir ilamla tespit edilmiş olması halinde, borçluya İİK’nın 149’uncu maddesi kapsamında otuz günlük (örnek 6) icra emri gönderilmesi gerektiği kanısındadır[6].

2.İpotek Akit Tablosunun Kayıtsız Şartsız Bir Para Borcu İkrarını İçermesi Halinde İlamlı Takip

İpotek akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içermesi hali için İİK’nın 149 ve 149/a bendinde özel bir ilamlı icra yolu düzenlenmiştir. İİK’nın 149’uncu maddesinde ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiği ve alacağın muaccel olduğu durumlarda icra müdürünün borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri göndereceği düzenlenmiştir. Bu maddeye göre borçluya ve ipotekli taşınmaz malikine icra emri gönderilebilmesi için ipoteğin kesin borç ipoteği yani karz ipoteği olması ve alacağın muaccel olması gerekir[7]. Borçlunun bu koşullar oluşmadığı takdirde icra emri gönderilemeyeceğine ilişkin şikayeti İİK’nın 16/1 maddesi kapsamında kaldığından 7 günlük süreye tabidir[8]. Yargıtay bir kararında ipoteğin kesin borç ipoteği olması halinde borçluya İİK’nun 149’uncu maddesi gereğince icra emri gönderilebilmesi için İİK’nın 150/ı bendinde öngörülen koşulların oluşmasına gerek olmadığını belirtmiştir[9]. Yargıtay konuya ilişkin başka bir kararında kayıtsız şartsız para borcu ikrarını içeren karz ipoteğinde alacaklının İİK.m.150/1’de öngörülen hesap özetini borçluya noter aracılığı ile gönderildiğine dair ihtarname örneğini icra müdürlüğüne ibraz etmese bile icra müdürünün İİK.m.149 uyarınca borçluya icra emri göndermek zorunda olduğunu, nitekim karz ipoteğinin zaten alacağın ferilerini de karşılayacak şekilde düzenlendiğini vurgulamıştır[10]. Yine Yargıtay İİK’nın 149/1 bendi kapsamında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibinin Türkiye’nin her yerinde başlatılabileceği görüşündedir[11].

Gönderilecek icra emrinde borcun otuz gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez ve icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmezse, alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceği bildirilir. İİK’nın 148’inci maddesi gereği alacaklı buradaki takip talebine elindeki ipotek belgesinin akit tablosunun tapu idaresince verilmiş resmi bir örneğini eklemek zorundadır. TMK’nın 875’inci maddesi kapsamında takip ana para/kesin borç ipoteği olduğundan ipotek alacaklısı takip talebinde ipotek alacağını yani ana parayı, gecikme faizini, takip tarihinden itibaren faiz ve takip giderlerini isteyebilir.

Yargıtay bir kararında ipoteğin kesin borç ipoteği olması nedeniyle borçluya İİK’nın 149’uncu maddesi kapsamında icra emri çıkarılmasında bir usulsüzlük olmadığını belirtmiştir[12]. Yargıtay başka bir kararında da alınan mal karşılığı kurulan ipoteğin kesin ipotek niteliği taşıyacağını, bu niteliği itibariyle ana para/karz ipoteği olmasından ötürü borçluya icra emri çıkarılmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığını belirtmiştir[13]. Yine Yargıtay ipoteğin türünün belirlenmesinde sadece ipotek akit tablosundaki sözcüklere bakılmadan taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliğinin sözleşme, ihtarname vb belgeler de incelenerek limit veya karz ipoteği olup olmamasının belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır[14].

Yargıtay bir başka kararında ise İİK’nın 149’uncu maddesi kapsamında icra memurunun, ipotek kayıt tablosunun kayıtsız şartsız para borcu ikrarını ihtiva edip etmediğini ve alacağın muaccel olup olmadığını denetleme yetkisi olduğunu, ancak alacağın ipotek kapsamında olup olmadığını denetleme yetkisinin bulunmadığını vurgulamıştır[15]. Yargıtay konuya ilişkin bir başka kararında da icra müdürünün 149’uncu maddede yazılı haller dışında herhangi bir takdir hakkı bulunmadığını, dolayısıyla madde metnindeki şartların sağlanması halinde borçluya takip talebine uygun şekilde ödeme emri tebliğe çıkarması gerektiğini belirtmiştir[16].

Bu takip yönteminde borçluya gönderilecek icra emrine İİK’nun 58’inci maddesinde belirtilen kayıtlar, yani alacaklının kimliği ve adresi, borçlunun kimliği ve adresi, istenen alacağın Türk parası ile tutarı, takip talebinde faiz istenmiş ise faiz oranı ve işlemeye başladığı gün, ipotek akit tablosunun tarihi, hangi taşınmazın ipotek edilmiş olduğu icra emrine yazılır[17]. Yine ipotekli taşınmaz üçüncü kişi tarafından rehnedilmiş ya da üçüncü kişinin mülkiyetine geçmiş ise bu üçüncü kişinin kimliği ve adresi de İİK’nın 149/1 hükmü gereği icra emrine yazılır. Yine İİK’nın 149/2 hükmü gereği borcun otuz gün içinde ödenmesi gerektiği, otuz gün içinde ödenmediği ve icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına ilişkin bir karar getirilmediği takdirde alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceği yazılır[18].

3.Noterden Gönderilen Hesap Özeti, Tazmin Talebi veya İhtarı İbraz Ederek İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu İle İlamlı Takip Yapılması (İİK.M.150/I Bendi)

Yukarıda belirtildiği üzere, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi, ancak İİK.m.150/h bendi kapsamında alacak veya ipotek hakkının veya her ikisinin bir ilamla veya ilam niteliğindeki belgede tespit edilmiş olması veya İİK.m.149 kapsamında ipotek akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içermesi gerekir[19].

Şayet ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içermiyorsa sadece İİK.m.148, 149/b ve 150/d kapsamında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip yoluna başvurması gerekir[20]. Fakat İİK’nın 150/ı bendi, bu kurala bir istisna getirmiştir[21]. İİK’nın 150/ı bendinin ilk cümlesi kapsamında bu madde borçlu cari hesabı veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdî veya gayrinakdi krediler hakkında uygulanır. Bu alacaklar dışındaki alacak türlerinde 150/ı bendi uygulanamaz[22]. Yargıtay da bir kararında finansal kiralama ilişkisinden doğan teminat ipoteğinden dolayı alacaklının genel mahkemede dava açıp alacağını belirlemesinin zorunlu olduğunu, taraflar arasında cari hesap, kısa-orta-uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdî veya gayrinakdi kredi ilişkisi bulunmadığı takdirde ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin ilamlı takip yapılamayacağını belirtmiştir[23]. Yargıtay’ın acentelik sözleşmesinden doğan alacağın teminatı için verilen ipoteklerde[24] ve bayilik sözleşmesinden doğan alacağın teminatı için verilen ipoteklerde[25] 150/ı hükmünün uygulanamayacağına dair kararları da mevcuttur.

Noterden hesap özeti, tazmin talebi veya ödeme ihtarı gönderilmesi

İİK’nın 150/ı bendi gereği borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdî veya gayrinakdi bir krediyi kullandıran tarafın örneğin bir bankanın[26] ibraz ettiği ipotek akit tablosu kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmese dahi[27], krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafa ait;

  • cari hesabın kesilmesine ilişkin hesap özetinin veya
  • kısa, orta, uzun vadeli kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin hesap özetini veya
  • gayrinakdi kredinin ödenmiş olması nedeniyle tazmin talebinin veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarı

noter aracılığıyla krediyi kullanan tarafa (borçluya) kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek suretiyle tebliğ edildiğini veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir sureti icra müdürüne ibraz ederse ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapılabilir. Bu hususta İİK’nın 150/ı bendi gayet açıktır.

Bu takip yönteminde madde metninde adı geçen hesap özeti, tazmin talebi veya ihtarın gönderildiğini gösteren noterden tasdikli bir sureti takip talebine eklenir. Bu takip yönteminde aynen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takiplerde olduğu gibi yine üst sınır ipoteği söz konusu olduğundan alacaklı takip talebinde sadece ipotek limiti içinde kalan alacak için talepte bulunabilir[28]. Nitekim bu takip yöntemi, takibe konu ipotek üst sınır/limit ipoteği olmasına rağmen İİK’nın 150/ı bendi kapsamında istisna olarak ilamlı takip hakkı veren bir takip türüdür. Yargıtay da bir kararında takip konusu alacağın banka tarafından verilen kredi ilişkisinden kaynaklanması halinde İİK’nın 150/ı bendi kapsamında borçluya noter aracılığı ile ihtarname tebliğ edilmesi halinde ipotek türü teminat ipoteği olsa da borçluya icra emri gönderilebileceğini belirtmiştir[29]. Yargıtay başka bir kararında teminat ipoteğine dayalı olarak alacaklı banka tarafından borçluya gönderilen ihtarnameye itiraz edilmesinin borçluya icra emri gönderilmesine engel olmadığını vurgulamıştır[30].

Yargıtay İİK’nın 150/ı bendi kapsamında başlatılan takibe ilişkin bir kararında da yeni adresin bildirilmemiş olması halinde hesap özetinin borçlunun eski adresine bila tebliğ olsa bile ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağına karar vermiştir[31]. Yargıtay yine benzer yönde bir kararında, İİK’nın 150/ı bendi göndermesiyle 68/b maddesi gereğince sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesinin ancak yurtiçinde bir adresin noter kanalı ile krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğuracağını, yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin sözleşmede gösterilen adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağını belirtmiştir[32]. Yargıtay’ın borçlunun ipotek akit tablosunda belirtilen adresine daha önce tebligat yapılmamış olsa dahi çıkarılan tebligatların tebliğ edilemeden dönmesi halinde Tebligat Kanununun 35/son maddesi uyarınca bu adrese tebligat yapılmasında usulsüzlük olmadığına dair kararları da mevcuttur[33].

Yargıtay konuya ilişkin bir kararında da ipotek veren 3.kişiye hesap özetinin tebliği zorunlu değil ise de TMK’nın 887’nci maddesi gereğince borcun 3.kişi yönünden muaccel olması için ihtarat yapılmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir[34].

Yargıtay banka tarafından yapılan takipte limit ipoteğinde limitin aşılması suretiyle takip yapılamayacağı, buna ilişkin şikayetin süresiz olduğu görüşündedir[35]. Yine Yargıtay, alacaklının bayilik ilişkisinden doğan teminat ipoteğinden kaynaklanması halinde alacaklının genel mahkemelerde dava açıp alacağını miktar olarak belirlemeden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaparak borçluya icra emri gönderemeyeceği görüşündedir[36].

Takip talebini alan icra müdürü, borçluya örnek 6 icra emri gönderir[37]. İcra emrini tebliğ alan borçlu, İİK’nın 150/ı kapsamında krediyi kullanan tarafın hesap özetine ve borcun ödenmesine ilişkin ihtara ya da gayrinakdi kredi nedeniyle tazmin talebine, kendisine tebliğ edildiği veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde noter aracılığıyla itiraz etmiş ise icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde İİK.m.16 kapsamında icra mahkemesine şikayette bulunabilir. İİK’nın 150/ı c.3 gereği borçlunun noter marifetiyle sekiz gün içinde itiraz ettiğini ispat etmesi halinde alacaklı alacağını 68/b bendi çerçevesinde diğer belgelerle ispat edebilirse borçlunun şikayeti reddedilir. Ancak alacaklının alacağını ispat etmesi halinde borçlunun şikayeti hemen reddedilmez[38]. Yani alacaklının alacağını ispat etmesine rağmen borçlu borcun sona erdiğine veya ertelendiğini resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat ederse icra mahkemesi şikayetin kabulüne ve takibin iptaline karar verir. İİK. 150/ı c.4 gereği icra mahkemesinde yapılan inceleme sırasında, borçlu, borcun sona erdiğine veya ertelendiğine ilişkin resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belge sunmadıkça takibin durdurulmasına da karar verilemez.

İcra emrini tebliğ alan borçlu, İİK’nın 150/ı kapsamında krediyi kullanan tarafın hesap özetine ve borcun ödenmesine ilişkin ihtara ya da gayrinakdi kredi nedeniyle tazmin talebine, kendisine tebliğ edildiği veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde noter aracılığıyla itiraz etmez ise hesap özeti veya ihtar veya tazmin talebi kesinleşir. Bu halde borçlu kesinleşen hesap özetine karşı İİK.m.150/ı c.2 kapsamında şikayet yoluna başvuramaz. Borçlu bu ihtimalde ancak takip konusu borcun itfa edilmiş veya ertelenmiş olması halinde icra mahkemesine itiraz ederek İİK.m.33’e göre icranın geri bırakılmasını talep edebilir[39].

Yargıtay da bir kararında İİK’nın 150/ı bendinde belirtilen yasal 8 günlük itiraz süresinde itiraz etmeyerek kesinleşen hesap özetindeki borcun miktarı hususunda borçlunun şikayet hakkı olmadığını, borçlunun ancak borcun sona erdiğine veya ertelendiğine ilişkin resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge sunarak takibin durdurulmasını talep edebileceğini belirtmiştir[40].

Yargıtay başka bir kararında İİK’nın 150/ı bendinde krediyi kullandıran taraf olarak belirtilen tarafın banka ya da finans kurumu olması gerektiği yönünde bir kısıtlamaya yer verilmediğini belirtmiştir[41].

[1] KURU, s.1008.

[2] KURU, s.1009.

[3] KURU, s.1010.

[4] Y.12.HD. 16.4.2001 T. 5559/6472 – DEYNEKLİ, s.3700.

[5] KURU, s.1009.

[6] KURU, s.1009.

[7] DEYNEKLİ, s.3613.

[8] Y.12.HD. 19.09.2002 T. 15990/17242 – DEYNEKLİ, s.3613.

[9] Y.12.HD. 23.01.2007 T. 2006/23043-833 – DEYNEKLİ, s.3614.

[10] YHGK. 23.02.1004 T. E.1993/12-836 K.1994/90 (KARMIŞ, s.417).

[11] Y.12.HD. 13.10.2006 T. 18533/19244 ; Aynı yönde Y.12.HD. 03.10.2006 T. 15167/18040 – Y.12.HD. 11.04.2006 T. 5075/7637 – DEYNEKLİ, s.3616.

[12] Y.12.HD. 14.6.2010 T. 2776/15027 (KURU, s.1010).

[13][13] Y.12.HD. 13.5.1997 T. E.5170 K.5561 (KARMIŞ, s.368).

[14] Y.12.HD. 4.5.1992 T. 1991/11390 E. 6000 K (KARMIŞ, s.367).

[15] Y.12.HD. 21.1.2010 T. 19727/1240 (KARMIŞ, s.356).

[16] Y.12.HD. 08.02.1994 T. 1994/955 E. 1994/1573 K. (KARMIŞ, s.357).

[17] KURU, s.1011.

[18] KURU, s.1011.

[19] KURU, s.1013.

[20] KURU, s.1013.

[21] KURU, s.1013.

[22] KURU, s.1013.

[23] Y.12.HD. 1.6.2004 T. 10327/13939 (KURU, s.1014).

[24] Y.12.HD. 2.5.2005 T. 6087/9432 (KURU, s.1014).

[25] Y.12.HD. 25.10.2005 T. 20886/16170 (KURU, s.1014).

[26] KURU, s.1014.

[27] Y.12.HD. 16.3.2006 T. 1890/5467 – İİK’nın 150/ı maddesine göre borçluya icra emri gönderilmesi için ipotek akit tablosunun kayıtsız şartsız para borcu ikrarını ihtiva etmesinin şart olmadığına dair (KURU, s.1014).

[28] KURU, s.1015.

[29] Y.12.HD. 16.6.2006 T. 9870/13075 – DEYNEKLİ, s.3708.

[30] Y.12.HD. 2.6.2006 T. 8732/11743 – DEYNEKLİ, s.3708.

[31] Y.12.HD. 13.04.2006 T. 4992/7809 – DEYNEKLİ, s.3713.

[32] Y.12.HD. 10.05.2005 T. 5840/10515 – DEYNEKLİ, s.3720.

[33] Y.12.HD. 4.1.2003 T. E.2002/27982 K.9122 (KARMIŞ, s.386).

[34] Y.12.HD. 30.12.2004 T. 22658/27485 ; Aynı yönde Y.12.HD. 02.04.2004 T. 3353/8042 – DEYNEKLİ, s.3722-3726.

[35] Y.12.HD. 20.02.2007 T. 108/2830 ; Aynı yönde Y.12.HD. 21.11.2006 T. 18486/21749 ; Y.12.HD. 12.10.2006 T. 15017/19057 (DEYNEKLİ, s.3705).

[36] Y.12.HD. 25.10.2005 T. 16170/20886 – DEYNEKLİ, s.3716.

[37] KURU, s.1015.

[38] KURU, s.1016.

[39] KURU, s.1017.

[40] Y.12.HD. 02.03.2006 T. 312/4060 – DEYNEKLİ, s.3714.

[41] Y.12.HD. 30.06.2003 T. 13467/15599 ; Aynı yönde Y.12.HD. 25.03.2003 T. 3782/6325 – DEYNEKLİ, s.3730-3732.