ANONİM ŞİRKET YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN CEZAİ SORUMLULUĞU / GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU (TCK.madde 155/2)

Avukat Ali Mert Karakılçık

Bilindiği üzere Türk Ceza Kanunu’nun “Güveni Kötüye Kullanma” başlıklı 155.maddesinde; “(1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, BAŞKASININ MALLARINI İDARE ETMEK YETKİSİNİN GEREĞİ OLARAK TEVDİ VE TESLİM EDİLMİŞ EŞYA HAKKINDA İŞLENMESİ HALİNDE, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Madde gerekçesinde ise şu açıklamalara yer verilmiştir; “…Bu nedenle, güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisinin varlığı gereklidir. …örneğin BİR ANONİM ŞİRKET YÖNETİM KURULU ÜYELERİ İLE ŞİRKET TÜZEL KİŞİLİĞİ ARASINDAKİ hukukî ilişki, hizmet ve/veya vekalet sözleşmesine dayanmaktadır. Hatta, mülkiyeti muhafaza kaydıyla satın alınmış olan eşyanın meselâ bir üçüncü kişiye satılması durumunda dahi, güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğu kabul edilmelidir. Bu kapsamda sermaye şirketlerinde yönetim kurulu üyelerinin şirketi zararlandırıcı eylemleri de bu madde çerçevesinde değerlendirilmektedir (ÇAKIR, Rasim Can, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Doğan Sorumlulukları, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2016, s.102). İşte sermaye şirketlerinde, yönetim kurulu üyelerinin ceza hukuku sorumlulukları, genel yönetim sorumluluklarından kaynaklanmaktadır (Dr.Öğretim Üyesi Serkan MERAKLI, Şirket Faaliyetleri Kapsamında İşlenen Suçlarda Şirket Yetkililerinin Ceza Hukuku Sorumluluğunun Esasları, 1.Baskı, Ankara 2022, s.27). Nitekim bu şirketlerde yönetim kurulu üyeleri, ihlali suç olarak düzenlenen yükümlülüklerine aykırı davranışlarından dolayı cezai sorumluluk altındadır (Dr.Zikrullah ÖZDAĞ, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumluluğu Bağlantılı Hukuki Sorumluluğu, 1.Baskı, Ankara 2024, s.117-118). Bu husus Türk Ticaret Kanunu’nun 560.maddesinde de vurgulanmıştır. Zira yönetim kurulu üyelerinin, şirket faaliyetleri kapsamında şirket sermayesinin ve menfaatinin korunması ve gözetimi yükümlülüğü bulunmaktadır. Dolayısıyla YK üyeleri, şirket sermayesini ve menfaatini olası zararlara karşı korumakla yükümlüdür. İşte YK üyelerinin bu koruma yükümlülüğü, şirketin tüm faaliyet alanlarını kapsar. Üyelerin bu yükümlülüğü, yönetim ve temsil yetkisinin devri halinde dahi üst gözetim olarak devam eder. Bu çerçevede sermaye şirketlerinin yönetim kurulu üyeleri, sahip olduğu yetkilerini kötüye kullanarak suç işlerse cezalandırılması yoluna gidilir (Dr.Zikrullah ÖZDAĞ, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumluluğu Bağlantılı Hukuki Sorumluluğu, s.88-112). Bu durumun sonucu olarak da şirket yönetim kurulu üyesinin icrai bir hareketle ve kasten gerçekleştirdiği güveni kötüye kullanma eyleminden ötürü cezalandırılması gerekir (Dr.Öğretim Üyesi Serkan MERAKLI, Şirket Faaliyetleri Kapsamında İşlenen Suçlarda Şirket Yetkililerinin Ceza Hukuku Sorumluluğunun Esasları, s.68).

Yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğu icrai bir hareketle oluşabileceği gibi ihmali ya da taksirli bir hareketle de oluşabilir. Dolayısıyla yönetim kurulunun her bir üyesi, kusurlu davranış gösterdiği durumda da cezai olarak şahsen sorumludur (Dr.Zikrullah ÖZDAĞ, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumluluğu Bağlantılı Hukuki Sorumluluğu, s.72-106-110). Bu durumda ceza hukuku sorumluluğu bakımından eylemi gerçekleştiren yetkilinin doğrudan fail olarak sorumlu tutulması gerekir (Dr.Öğretim Üyesi Serkan MERAKLI, Şirket Faaliyetleri Kapsamında İşlenen Suçlarda Şirket Yetkililerinin Ceza Hukuku Sorumluluğunun Esasları, s.68).

Yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğunu gerektiren suçlarda korunan hukuki değer ise, ŞİRKET SERMAYESİNİN KORUNMASIDIR. Nitekim yönetim kurulu üyeleri, şirkete karşı özen ve sadakat yükümlülüğü altında olup sermayeyi koruma sorumluluğu bu ilkelerden ileri gelir (Dr.Zikrullah ÖZDAĞ, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumluluğu Bağlantılı Hukuki Sorumluluğu, s.80).

Yönetim kurulu üyelerinin işlediği suçlara nitelik olarak bakıldığında ise bu suçlar genellikle tehlike suçudur. Bu itibarla şirketin işleyişini güvence altına alan yükümlülüğe aykırı davranış gösteren fail, ilgili suçla korunmak istenen menfaatin ihlal edilip edilmediğinden bağımsız olarak cezalandırılmaktadır (Dr.Zikrullah ÖZDAĞ, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumluluğu Bağlantılı Hukuki Sorumluluğu, s.81). Son olarak sermaye şirketlerinde yönetim kurulu üyelerinin fail olarak sorumluluğu yanında suça iştirak halinde katılması da mümkündür. Nitekim şirket suçlarında fail, TCK’nın faillik ve suça iştirake ilişkin genel hükümleri kapsamında belirlenir. İşte yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin fail ya da şerik olarak sorumluluğu da aynı şekilde tespit edilir (Dr.Zikrullah ÖZDAĞ, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumluluğu Bağlantılı Hukuki Sorumluluğu, 1.Baskı, Ankara 2024, s.96-104).

Yargıtay uygulamasında da aynı yönde görüş mevcuttur. Nitekim Yargıtay 11.Ceza Dairesi’nin 01.03.2004 Tarihli 2002/14037 Esas 2004/1382 Karar sayılı kararında; “…Emniyeti suiistimal suçundan sanık …….’nın yapılan yargılaması sonunda: Beraatine dair … Mahkemesinden verilen … sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan … LTD. ŞTİ. MÜDÜRÜ OLAN SANIĞIN, GÖREV YAPTIĞI DÖNEMDE SUÇA KONU SAHTE FATURALARI TEMİN EDEREK KAYITLARA İNTİKAL ETTİRİP, BEDELLERİNİ ŞİRKET KASASINDAN ÖDENMİŞ GİBİ GÖSTERDİĞİ, gerçekte alınmayan bu mallara ilişkin depo kayıtlarına işlenmesi için depo sorumlusuna talimat verdiği, fakat depo sorumlusunun durumu şirket yöneticilerine bildirmesi üzerine durumun ortaya çıktığı … anlaşılıp yüklenen suçun unsurları itibariyle oluştuğu…” şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2016/753 Esas 2017/468 Karar sayılı kararında da aynı şekilde; “…şirketi idare etme yetkisinin gereği olarak şirkete ait mal varlığının sanıklara tevdi edilmesiyle ŞİRKET YÖNETİMİNDE BULUNAN SANIKLARIN SÖZLEŞME İLE KENDİLERİNE BIRAKILAN ŞİRKET MAL VARLIĞINI KORUMAK ve bu mal varlığı üzerinde ana sözleşmede belirtilen amaca uygun ve kâr getirecek şekilde tasarrufta bulunmakla yükümlü olmaları, … şirket yönetiminde bulunan sanıkların hizmet ilişkisi nedeniyle bağlı bulundukları katılan … A.Ş. aleyhine HİZMET İLİŞKİSİYLE BAĞDAŞMAYAN TASARRUFLAR YAPMAK SURETİYLE MENFAAT ELDE ETMELERİ şeklinde gerçekleşen eylemlerinin bir bütün hâlinde TCK’nun 155.maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen HİZMET NEDENİYLE GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇUNU OLUŞTURDUĞU KABUL EDİLMELİDİR.” şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

Yargıtay 23.Ceza Dairesi’nin 28.3.2016 Tarihli 2016/3683 Esas 2016/3454 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir; “…Katılan ŞİRKETİN GENEL MÜDÜRÜ OLARAK GÖREV YAPAN ve ŞİRKETİ ZARARA UĞRATACAK BİR TAKIM TASARRUFLARDA BULUNDUĞU gerekçesiyle iş sözleşmesi …2013 tarihinde feshedilerek görevine son verilen sanığın, anılan şirketin …’nın…’de bulunan merkezi yönetiminden izin ve onay almadan şirketin insan kaynakları birimine talimat vererek kendisine 08.07.2013 ve 16.07.2013 tarihlerinde şirket hesabından toplam 200.000 Euro ödemesi yapılmasını sağladığı; ve ayrıca şirketin, faaliyetlerini sürdürdüğü fabrika sahası içerisinde yer alan sosyal tesisler binasının üst katında, kişisel kullanımı için 90 m2 büyüklüğünde yaşama alanı yaptırıp masraflarını ise şirket hesabından karşıladığı, bu şekilde sanığın, hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, tanık anlatımlarına, bilirkişi raporu içeriğine ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, görevi devam ederken anılan şirketin…’de bulunan merkezi yönetiminden izin ve onay almadan şirketin insan kaynakları birimine talimat vererek kendisine bilahare ödenecek kıdem tazminatından mahsup edilmek üzere ve avans adı altında 08.07.2013 ve 16.07.2013 tarihlerinde şirket hesabından iki defa toplam 200.000 Euro ödeme yapılmasını sağlaması şeklinde sabit görülen eyleminin HİZMET SEBEBİYLE GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇUNU OLUŞTURDUĞUNA YÖNELİK KABULDE BİR İSABETSİZLİK GÖRÜLMEMİŞ ve sanığın görevine, 26.07.2013 tarihinde iş sözleşmesi feshedilerek son verildiğinin anlaşılması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.”

SONUÇ OLARAK; sermaye şirketlerinde, yönetim kurulu üyelerinin ceza hukuku sorumlulukları, genel yönetim sorumluluklarından kaynaklanmaktadır. Nitekim bu şirketlerde yönetim kurulu üyeleri, ihlali suç olarak düzenlenen yükümlülüklerine aykırı davranışlarından dolayı cezai sorumluluk altındadır. Bu husus Türk Ticaret Kanunu’nun 560.maddesinde de vurgulanmıştır. Zira yönetim kurulu üyelerinin, şirket faaliyetleri kapsamında şirket sermayesinin ve menfaatinin korunması ve gözetimi yükümlülüğü bulunmaktadır. Dolayısıyla YK üyeleri, şirket sermayesini ve menfaatini olası zararlara karşı korumakla yükümlüdür. İşte YK üyelerinin bu koruma yükümlülüğü, şirketin tüm faaliyet alanlarını kapsar. Üyelerin bu yükümlülüğü, yönetim ve temsil yetkisinin devri halinde dahi üst gözetim olarak devam eder. Bu çerçevede sermaye şirketlerinin yönetim kurulu üyeleri, sahip olduğu yetkilerini kötüye kullanarak suç işlerse cezalandırılması yoluna gidilir.