Avukat Ali Mert Karakılçık
Bilindiği üzere TTK’nın “Şirketle İşlem Yapma, Şirkete Borçlanma Yasağı” başlıklı 395/1.maddesinde; “(1) Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Madde gerekçesinde ise; “Birinci fıkra: 6762 sayılı Kanunun 334 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü, bazı değişikliklerle aynen alınarak, içtihatlarla ve doktrindeki görüşlerle oluşan birikim korunmuştur. Değişikliklerden birincisi mevcut metinde yer alan “şirket konusuna giren ticarî bir muamele” ibaresidir. Bu ibare hükmü gereksiz yere daraltmakta, yorum güçlüklerine sebep olmaktadır. Şirkete bir arsa ya da pay senedi satmak bir ticarî işlem midir? Bazı yazarlar her türlü sözleşmeyi hükmün kapsamına sokarken, bazıları da ticarî nitelik arıyordu. Zaten bu ibare 6762 sayılı Kanunun 137 nci maddesi sebebiyle anlamsızdır veya en azından yanlış ifade edilmiştir.” açıklamalarına yer verilmiştir. Bu kapsamda anonim şirketlerde genel kurul tarafından izin verildiği takdirde yönetim kurulu üyesi, şirket tüzel kişiliği ile her türlü işlemi yapmakta serbesttir. Diğer bir deyişle TTK’nın 395/1.maddesi kapsamında genel kurul tarafından yönetim kurulu üyelerinin işlem yasağının kaldırılarak işleme önceden izin verilmesine veya yapılan işleme sonradan icazet verilmesine olanak sağlanmıştır (Dr.Tamer BOZKURT, Şirketler Hukuku, 12.Baskı, Ankara 2021, s.300). Yani yönetim kurulu üyesinin işlemine dair genel kurul tarafından işlem öncesinden muvafakat verilebileceği gibi işlem sonrasında da icazet verilebilir (Dr.Öğr.Üyesi Damla SONGUR, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt-2, s.2150). Mevcut düzenleme karşısında işlem yapma yasağının esas sözleşme ile de kaldırılması da mümkündür. Bu çerçevede hükmün amacı şirketin menfaatlerinin korunması olduğundan şirketin zarar görmesinin söz konusu olmadığı haller yasağa tabi de değildir. Dolayısıyla bu hallerde genel kurulun izni veya onayına da ihtiyaç yoktur. Bu bağlamda şirketin bir borcun ifası veya karşılıksız kazandırmaları, şirketin menfaatini zedelemediği için yasak kapsamında kabul edilmezler. Bir başka ifade ile şirketin çıkarlarını zedelemeyen yönetim kurulu üyesinin işlemleri bakımından söz konusu yasak uygulanmaz (Doç.Dr.Necla AKDAĞ GÜNEY, Anonim Şirket Yönetim Kurulu, 2.Baskı, İstanbul 2016, s.217-220). Sonuç olarak anonim şirketlerde bir genel kurul kararının mevcut olduğu durumlarda yönetim kurulu üyesi ile şirket arasında işlem yapılması son derece mümkündür. Yargıtay uygulamasında da benzer yönde görüş mevcuttur (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 02.06.2025 Tarih 2024/5623 Esas 2025/3934 Karar).
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 02.06.2025 Tarihli 2024/5623 Esas 2025/3934 Karar sayılı ilamında da, çek hamiline verilen kambiyo senedine dair ortada bir genel kurulu kararı bulunduğu takdirde ya da borcun varlığına dair bir kabul bulunduğu takdirde davanın esasına girilerek borcun var olup olmadığının araştırılması gerektiği vurgulanarak yukarıdaki açıklamalara benzer yönde hüküm tesis edilmiştir. Karar özeti şu şekildedir; “…Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 01.11.2017 tanzim, 01.03.2018 vadeli, 1.750.000,00 TL bedelli senetle ilgili kambiyo senetlerine mahsus takip yaptığını, DAVALININ KENDİ LEHİNE MUVAZAALI BORÇ EVRAKI TANZİM ETTİĞİNİ, SENETTE MÜVEKKİLİ ADINA OLAN KAŞEYİ DE KENDİSİNİN İMZALADIĞINI, SENET ÜZERİNDE İKİ YÖNETİM KURULU ÜYESİNİN DAHA İMZASININ OLDUĞUNU, 13.06.2017 tarihli imza sirkülerine göre davalı, … ve …’in imzaya yetkili olduğunu, …’in 13.06.2018 tarihli kendi el yazısı ile verdiği yazıda, eski ortaklardan …’un yetkilisi olduğu … Ltd. adına bir miktar kredi çekip hastaneye kullandırdığını, kredinin alınması için davalının taşınmazına ipotek konulduğunu, davalının kendisini güvence altına alması için senedin düzenlenip verildiğini belirttiğini, senette imzası bulunan diğer yönetim kurulu üyesi …’in de aynı mahiyette yazılı beyanının olduğunu, borç ve alacağın ancak şirket kayıtlarına geçirilmesi kaydıyla geçerli olacağını, … Ltd.nin, …’un, …’ın paraları ödendiğinden güvence olarak düzenlenen senedin teminat niteliğinin kalmadığını, senet karşılığı davalıdan herhangi bir mal alınmadığını, senedin tanzim tarihi itibariyle şirkete herhangi bir para girişi olmadığını, davalının mali durumunun bu miktarda parayı sağlayamayacağını ileri sürerek müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takip konusu senedin iptaline ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı şirketin 2016-2018 yılları arasında ekonomik sıkıntılar çektiğini, MÜVEKKİLİNİN ŞİRKET BORÇLARINI ÖDEMEYE ÇALIŞTIĞINI, NAKİT DESTEĞİNDE BULUNDUĞUNU, DAVA DİLEKÇESİNDE BELİRTİLDİĞİ GİBİ TAŞINMAZINI İPOTEK VERDİĞİNİ, MÜVEKKİLİNİN BU ÖDEMELERİNE KARŞILIK İLERİDE HAK KAYBINA UĞRAMAMASI, ŞİRKETİN SATILMASI İHTİMALİNE BİNAEN YÖNETİM KURULU BAŞKANI …’İN, HASTANENİN MALİ MÜŞAVİRİ İLE BİR ARAYA GELİP HESAPLARI KONTROL EDİLEREK 1.750.000,00 TL TUTARLI SENEDİN MÜVEKKİLİNE VERİLDİĞİNİ, şirketin mali durumunun düzelmemesi üzerine hisselerin …’a satıldığını, … takip konusu senedin şirket kayıtlarında gözükmemesinin senedi hükümden düşürmeyeceğini, …’un ….’ta kullandığı kredinin karşılığı olarak …. San. Tic. Ltd. adına 20.09.2017 tarihli kredinin teminatı olarak müvekkili adına kayıtlı taşınmazın ipotek verildiğini, ancak davacının kredi borcunun bankaya ödemediğini, …’a ödeme yaptığını belirttiğini, bu sebeple kredi borcu devam ettiği gibi müvekkili taşınmazı üzerinde ipoteğin devam ettiğini, SENEDİN …, … VE MÜVEKKİLİ TARAFINDAN İMZALANDIĞINI, DÜZENLENDİĞİ TARİH İTİBARİYLE İMZA ATANLARIN TEMSİLE YETKİLİ OLDUĞUNU, muvazaa iddiasının yazılı ispatının gerektiğini savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. …Dava dilekçesi içeriğine ve … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/… sayılı soruşturma dosyasındaki beyan ve ifadelere göre davacı tarafça, dava konusu senedin teminat senedi olduğunun kabul edilmesine ve davalı taşınmazındaki ipoteğe konu borç ödenmekle senedin hükümsüz kaldığının ileri sürülmüş olmasına göre artık, MEVCUT DURUM İTİBARI İLE ŞİRKET GENEL KURULUNUN 6102 SAYILI TTK’NIN 395. MADDESİ KAPSAMINDA DAVALIYA İCAZET VERDİĞİNİN KABULÜ İLE DAVANIN ESASINA GİRİLEREK DAVACININ BORCUNUN BULUNUP BULUNMADIĞININ TESPİTİ GEREKİRKEN 6102 sayılı TTK’nın 395. maddesi uyarınca davalının ortaklıkla işlem yapmasına izin verildiğine veya düzenlenmiş bonoya icazet verildiğine dair genel kurul kararı bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.”
SONUÇ OLARAK; anonim şirketlerde genel kurul tarafından izin verildiği takdirde yönetim kurulu üyesi, şirket tüzel kişiliği ile her türlü işlemi yapmakta serbesttir. Diğer bir deyişle TTK’nın 395/1.maddesi kapsamında genel kurul tarafından yönetim kurulu üyelerinin işlem yasağının kaldırılarak işleme önceden izin verilmesine veya yapılan işleme sonradan icazet verilmesine olanak sağlanmıştır.
