CEZA MUHAKEMESİNDE AYNI FİİLDEN İKİNCİ KEZ YARGILAMA YASAĞI: NON BİS IN IDEM İLKESİNİN HUKUKİ GÜVENLİK VE ADİL YARGILANMA HAKKI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

Avukat Ali Mert Karakılçık

Ceza hukuku doktrininde ifade edildiği üzere açılmış ve görülmekte olan bir ceza davası varken, aynı konuda ikinci bir davanın açılmaması gerekir. Devam eden bir ceza davasında ikinci dava açılamayacağına göre, kesin hükümle sonuçlanmış bir davadan sonra da aynı fiil için aynı kimse hakkında ikinci bir ceza davası açılamaz. Bu ilke muhakeme hukukunun temel prensiplerinden biri olarak kabul edilmektedir (Yenisey/Nuhoğlu, 2016, s.777 ; Doç.Dr.İbrahim ŞAHBAZ, Açıklamalı ve İçtihatlı Ceza Muhakemesi Kanunu, 2.Cilt, Ankara 2020, s.2177). Dolayısıyla tek eyleme dair sanık hakkında iki ayrı dava açılması ve iki ayrı yargılama yapılması, fiilin tekliği nedeniyle Anayasa’nın 141/3.maddesine de aykırılık teşkil eder. Zira Anayasa’nın ilgili hükmü; “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” şeklindedir. Dolayısıyla aynı fiilden iki ayrı dava açılması Anayasanın bu hükmü ile çeliştiği gibi “non bis in idem” ilkesine de uyumlu olmaz (Doç.Dr.İbrahim ŞAHBAZ, Açıklamalı ve İçtihatlı Ceza Muhakemesi Kanunu, 2.Cilt, Ankara 2020, s.2178).

Yasa koyucu burada, aynı fiilden aynı sanık hakkında önceden verilmiş hüküm ya da açılmış dava varsa ikinci kez dava açılamayacağını kabul ederek faili korumak istemiştir. Bu kuralın sadece bir fiille ilgili olarak aynı kişi hakkında dava açılamayacağı ve hüküm verilemeyeceği değil, aynı zamanda soruşturma da yapılamayacağı şeklinde anlaşılması ve uygulanması gerekir. Esasen bu kural çifte yargılama ve çifte cezalandırma yasağını işaret etmektedir (Doç.Dr.İbrahim ŞAHBAZ, Açıklamalı ve İçtihatlı Ceza Muhakemesi Kanunu, 2.Cilt, Ankara 2020, s.2179). Bu kural Anayasa Mahkemesi kararlarına da konu olmuş, Anayasa Mahkemesi 12.07.2017 Tarihli 2017/95 2017/119 sayılı kararında, “non bis in idem” (aynı fiilden dolayı iki kez yargılanamaz ve cezalandırılamaz) prensibini hukuk devleti ilkesi ve ceza hukukunun temel ilkeleri arasında kabul etmiştir. Örneklendirmek açısından ceza hukuku öğretisi ve Yüksek yargı kararlarında, TCK.m.184 kapsamında imara aykırı bir yapının bitirilmesinden sonra yapılacak, derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması gibi işlemlerin, imara aykırılık eyleminin devam ettiğini göstermediğine, suçun oluşma tarihi yapının bina niteliğini kazandığı tarihten ibaret olduğuna, yani ortada ikinci bir suç oluşmayacağına değinilmektedir  (Yargıtay Üyesi Necati MERAN, İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu Üzerinde Bir İnceleme, Jurix.com, s.7). Bu kapsamda Yargıtay uygulamasında da binanın yapımına devam edilmediği takdirde yeni bir suç oluşmayacağı hatta ilk binanın onarımı niteliğindeki yeni eylemlerin dahi suç teşkil etmeyeceği sıklıkla vurgulanmaktadır (Yargıtay 4.Cd. 16.12.2008 T. 2007/5320 E. 2008/22782 K.). Yargıtay’ın birçok kararında aynı binadan ötürü ikinci suçun ise ancak binanın tamamlanmasına yönelik ceza kararından sonra yeni bir yapım eylemi olduğu takdirde oluşacağı ifade edilmektedir. Bu kararların yorumundan tek bir eylemden ötürü faile iki kez ceza verilemeyeceği sonucuna varılmaktadır (Yargıtay 4.Cd. 22.06.2009 T. 2008/36 E. 2009/12468 K.). Aynı görüş ceza hukuku öğretisinde de mevcuttur (Yargıtay Üyesi Necati MERAN, İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu, Ankara 2013, s.66).

Yargıtay uygulamasında da benzer yönde görüş mevcuttur. Nitekim Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 27.06.2024 Tarihli 2021/5096 Esas 2024/3411 Karar Sayılı Kararında; “…İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 2863 SAYILI KANUNA AYKIRILIK SUÇUNDAN, 5271 sayılı CMK’nın 223/7. maddesi uyarınca davanın reddi kararı verilmiş… Bölge Adliye Mahkemesince, katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde, aynı fiilden dolayı sanık hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın itiraz edilerek kesinleşmesi, verildiği fiil itibarıyla kişiler açısından hukuki güvenlik alanı oluşturan ve kesin hüküm benzeri sonuç doğuran kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra sanık hakkında aynı fiilden dolayı yeniden soruşturma yapılabilmesinin “yeni delilin meydana çıkmasına… kanun koyucu tarafından bunun ceza muhakemesi şartı olarak öngörülmesi karşısında; aynı fiile ilişkin olarak daha önceden verilip kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar bulunduğu halde CMK’nın 172/2. maddesi anlamında “YENİ DELİL” MEYDANA ÇIKIP ÇIKMADIĞI AÇIKLIĞA KAVUŞTURULMADAN ve CMK’nın 173/6. maddesinde belirlenen ceza muhakemesi şartı gerçekleşmeden, SANIK HAKKINDA AYNI FİİLDEN DOLAYI KAMU DAVASI AÇILMASI BİR HUKUK DEVLETİNDE KANUNA, ADİL YARGILANMA HAKKINA VE “NON BİS İN İDEM” İLKELERİNE AYKIRILIK OLUŞTURACAĞI CİHETLE; yeni bir delil ortaya çıkmadan sanığın aynı eyleminden dolayı kamu davası açıldığı, açılmış olan kamu davasıyla ilgili kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilereksanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiği değerlendirilerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen tüm temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün ONANMASINA, ..27.06.2024 tarihinde karar verildi.” şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 30.11.2023 Tarihli 2020/9913 Esas 2023/5246 Karar Sayılı Kararında da aynı hususlar vurgulanmıştır; “…Sanığın doğal sit alanı içerisindeki parsel üzerinde izinsiz üç adet tek katlı ahşap baraka inşaa ettiği tespit edilmesi üzerine hakkında 2863 SAYILI KANUNA AYKIRILIK SUÇUNDAN 06.02.2015 tarihinde kamu davası açıldığı, suç tarihinin 16.12.2014 olduğu, mahkemece 04.05.2015 tarihinde keşif yapıldığı, keşif akabinde alınan 21.05.2015 tarihli inşaat bilirkişi raporunda suça konu üç adet kulübenin bulunduğunun bildirildiği, SANIK HAKKINDA AYNI YERE İLİŞKİN PAZAR (RİZE) ASLİYE CEZA MAHKEMESİNİN 2014/256 ESAS SAYILI DOSYASI ÜZERİNDE YAPILAN BİLİRKİŞİ RAPORLARI İNCELENDİĞİNDE; 18.09.2014 TARİHLİ RAPORDA DA AYNI ÖZELLİKTEKİ KULÜBELERDEN BAHSEDİLDİĞİ, iş bu dosyanın suç tarihinin 24.11.2014 olduğu, sanık hakkında Pazar (Rize) Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/256 esas, 2015/225 karar sayılı dosyasında mahkumiyet kararı bulunduğu, HER İKİ DOSYA ARASINDA HUKUKİ VE FİİLİ İRTİBAT BULUNDUĞU, mahkemece karara çıkan bu dosyanın dosya arasına getirtilip incelenip aynı eylemlere ilişkin olup olmadığı, YARGILAMANIN MÜKERRER YAPILIP YAPILMADIĞI DEĞERLENDİRİLEREK SANIK HAKKINDA HÜKÜM KURULMASI GEREKİRKEN eksik inceleme ile hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür.…Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Pazar (Rize) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.12.2015 tarihli ve 2015/139 Esas, 2015/684 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA.. karar verildi.”

Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 14.12.2023 Tarihli 2021/864 Esas 2023/5662 Karar Sayılı Kararı da aynı yöndedir; “…her iki dosyanın incelenerek her iki dosyanın aynı taşınmazlara ilişkin olup olmadığı, sanık hakkında yapılan yargılamanın mükerrer olup olmadığı hususu araştırılıp tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür.”

Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 26.10.2023 Tarihli 2020/10694 Esas 2023/4412 Karar Sayılı Kararı da aynı yöndedir; “…Aynı eylem nedeniyle sanık hakkında daha önce açılmış bir dava ve verilmiş bir hüküm bulunduğu gözetilerek, ceza yargılaması hukukunun temel ilkelerinden olan “çifte yargılama yasağı/non (ne) bis in idem” kuralı gereğince, 2863 SAYILI KANUNA AYKIRILIK SUÇUNDAN AÇILAN DAVANIN REDDİNE karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.”

Sonuç olarak “non bis in idem” ilkesi, ceza muhakemesinin yalnızca teknik bir dava şartı değil, aynı zamanda hukuk devleti, hukuki güvenlik, adil yargılanma hakkı ve kişi özgürlüğü bakımından temel bir güvence niteliği taşımaktadır. Aynı kişi hakkında aynı fiil nedeniyle yeniden soruşturma yürütülmesi, kamu davası açılması veya mükerrer yargılama yapılması, ceza yargılamasının maddi gerçeğe ulaşma amacını aşarak birey üzerinde sürekli bir cezalandırma tehdidi yaratır. Bu nedenle ceza muhakemesinde fiilin aynılığı, sanığın aynılığı, önceki soruşturma veya kovuşturmanın kesinleşmiş sonucu ve yeni delil bulunup bulunmadığı hususları titizlikle incelenmeli; özellikle aynı taşınmaz, aynı yapı, aynı müdahale veya aynı maddi olay çevresinde yürütülen yargılamalarda mükerrerlik ihtimali mahkemece re’sen değerlendirilmelidir. Nitekim gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamasında kabul edildiği üzere, daha önce kesinleşmiş bir hüküm veya kesin hüküm benzeri sonuç doğuran kovuşturmaya yer olmadığına dair karar mevcutken, CMK’nın aradığı koşullar gerçekleşmeden aynı fiilden dolayı yeniden kamu davası açılması mümkün değildir. Aksi yöndeki uygulamalar yalnızca CMK.m.223/7 ve CMK.m.223/8 hükümleriyle değil, aynı zamanda Anayasa’nın 141.maddesinde güvence altına alınan yargılamanın makul sürede, en az giderle ve hukuka uygun biçimde sonuçlandırılması yükümlülüğüyle de bağdaşmaz. Bu bakımdan “non bis in idem” ilkesi, ceza yargılamasında sanığı aynı fiil nedeniyle tekrar tekrar yargılanma baskısından koruyan, mahkemelere ise önceki soruşturma ve dava süreçlerini dikkatle araştırma yükümlülüğü yükleyen vazgeçilmez bir muhakeme ilkesi olarak uygulanmalıdır.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir