Avukat Ali Mert Karakılçık
Mirasbırakanın ölümüyle birlikte terekenin aktif ve pasif malvarlığı unsurları, miras hukukunun kendine özgü kuralları çerçevesinde mirasçılara geçmekle birlikte, mirasçıların tereke borçlarından dolayı sorumluluğunun hangi andan itibaren takip hukukuna konu edilebileceği ayrıca değerlendirilmesi gereken önemli bir meseledir. Zira mirasçı, ölüm anıyla birlikte külli halef sıfatını kazanmakta ise de, kanun koyucu mirasçıya mirası kabul veya reddetme konusunda belirli bir düşünme ve değerlendirme süresi tanımıştır. Bu nedenle tereke borçları yönünden alacaklının takip hakkı ile mirasçının mirası reddetme hakkı arasında hassas bir denge kurulmuş; bu denge de özellikle İcra ve İflas Kanunu’nun 53.maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 606.maddesi çerçevesinde şekillenmiştir. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, mirasçının henüz mirası kabul veya reddetme süresi dolmadan tereke borçları nedeniyle cebri icra tehdidi altında bırakılmasının hukuken mümkün olmadığı görülmektedir.
Bilindiği üzere İcra ve İflas Kanunu’nun “Terekenin Borçlarından Dolayı Takip” başlıklı 53.maddesinde; “Terekenin borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün içinde takip geri bırakılır. Mirasçı mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta Kanunu Medenide muayyen müddetler geçinceye kadar takip geri kalır.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Türk Medeni Kanunu’nun 606.maddesi uyarınca ise mirası ret süresi üç aydır.
Bu iki hüküm birlikte ele alındığında, mirasbırakanın ölümünden itibaren öncelikle üç günlük mutlak bir takip ertelemesi söz konusu olmakta; bunun devamında ise mirasçının mirası kabul veya reddetmemiş olması halinde, Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen mirası ret süresi doluncaya kadar terekenin borçlarından dolayı mirasçılar aleyhine takip yapılması engellenmektedir. Dolayısıyla mirasçının tereke borçlarından dolayı takip borçlusu sıfatıyla muhatap alınabilmesi, kural olarak mirası ret süresinin sona ermesine veya mirasçının mirası kabul anlamına gelen açık ya da örtülü bir davranışta bulunmasına bağlıdır. Bu yönüyle İİK.m.53, yalnızca takip işlemlerinin teknik zamanlamasına ilişkin bir hüküm olmayıp, mirasçının mirası reddetme hakkını koruyan ve kamu düzeni niteliği taşıyan emredici bir takip hukuku güvencesidir.
Öğretide de açıkça ifade edildiği üzere, üç aylık mirası reddetme süresi dolmadan tereke borçlarından dolayı mirasçılar aleyhine yeni bir icra takibi başlatılamaz; aksi hâlde, İİK m.53 hükmüne aykırı olarak başlatılan bu takip, kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle borçlunun mirasçıları tarafından icra mahkemesi nezdinde süresiz şikâyet yoluyla ileri sürülebilir ve takibin iptali talep edilebilir (Prof.Dr.Baki KURU, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2.Bası, 2013, s.149 ; Prof.Dr.Timuçin MUŞUL, İcra İflas Hukukunda Şikayet, 2.Bası, s.300 ; Fatma Cansel POLAT KEKÜLLÜOĞLU, Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yoluyla Takipte Şikâyet ve Sonuçları, 2023).
Bu noktada özellikle vurgulanması gereken husus, İİK m.53’e aykırılığın yalnızca borçlu mirasçı tarafından süresi içinde ileri sürülmesi gereken sıradan bir usulsüzlük olarak görülemeyeceğidir. Aksine, Yargıtay uygulamasında da istikrarlı şekilde kabul edildiği üzere, mirası ret süresi dolmadan mirasçılar aleyhine takip başlatılması kamu düzenine aykırılık oluşturmakta ve bu nedenle İİK’nın 16/2.maddesi uyarınca süresiz şikâyete tabi bulunmaktadır. Böylece mirasçı, kendisine yöneltilen icra takibinin öğrenilmesinden itibaren yedi günlük genel şikâyet süresiyle bağlı olmaksızın, İcra Mahkemesi’nden takibin iptalini talep edebilmektedir.
Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 17/03/2025 Tarihli 2025/882 Esas 2025/2347 Karar sayılı kararı; “…İİK’nın 53. maddesine göre terekenin borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün içinde takip geri bırakılır. Mirasçı, mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta Kanunu Medenide muayyen müddetler geçinceye kadar takip geri kalır. TMK’nın 606/1. maddesine göre ise, mirası ret süresi üç aydır. Buna göre murisin ölümü üzerine üç gün ve devamında ÜÇ AY SÜRE İLE MİRASÇILARI HAKKINDA TAKİP YAPILAMAZ…” (Aynı Yönde Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 20/02/2023 Tarihli 2022/8341 Esas 2023/976 Karar ; Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 16/06/2016 Tarihli 2016/16343 Esas 2016/17145 Karar ; Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 01/12/2016 Tarihli 2016/5571 Esas 2016/24773 Karar ; Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 03/06/2013 Tarihli 2013/13525 Esas 2013/20576 Karar).
Bu karar, mirasbırakanın ölümü sonrasında mirasçıların doğrudan takip tehdidiyle karşı karşıya bırakılmaması gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Kararda kullanılan “üç gün ve devamında üç ay süre ile mirasçıları hakkında takip yapılamaz” ifadesi, İİK m.53 hükmünün uygulama alanının yalnızca başlamış takibin geçici olarak durdurulmasıyla sınırlı olmadığını; aynı zamanda bu süre içerisinde mirasçılar aleyhine yeni takip başlatılmasını da engellediğini göstermektedir. Bu nedenle alacaklının, murisin borcundan dolayı mirasçılar aleyhine takip yapmak istemesi halinde, mirası ret süresinin dolup dolmadığını araştırması ve takibin zamanlamasını bu hukuki sınıra uygun şekilde belirlemesi gerekir.
Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 13/03/2024 Tarihli 2023/6013 Esas 2024/2378 Karar sayılı kararında da bu hususa açıkça değinilmiştir: “…İİK’nın 53. maddesine göre; terekenin borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün içinde takip geri bırakılır. Mirasçı, mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta Kanunu Medenide muayyen müddetler geçinceye kadar takip geri kalır. TMK’nın 606/1. maddesine göre ise; mirası ret süresi üç aydır. Buna göre, MURİSİN ÖLÜMÜ ÜZERİNE ÜÇ GÜN VE DEVAMINDA ÜÇ AY SÜRE İLE MİRASÇILARI HAKKINDA TAKİP YAPILAMAZ. Somut olayda, muteriz borçluların murisi olan ve takip dayanağı bononun keşidecisi …’nin 23.11.2019 tarihinde vefat ettiği, 3 aylık süre dolmadan 04.02.2020 tarihinde, muteriz mirasçılar aleyhine takip başlatıldığı, yapılan takibin İİK’nın 53.maddesine aykırılık teşkil ettiği anlaşılmaktadır. İİK’NIN 53. MADDESİNE AYKIRILIK İSE, KAMU DÜZENİ İLE İLGİLİ OLDUĞUNDAN İİK’NIN 16/2. MADDESİ UYARINCA İCRA MAHKEMESİNE BAŞVURU SÜRESİZ ŞİKAYETE TÂBİDİR…”
Anılan kararın önemi, İİK m.53’e aykırılığın hukuki sonucunu açık biçimde ortaya koymasından kaynaklanmaktadır. Yargıtay, mirası ret süresi dolmadan başlatılan takibin usule aykırı olduğunu belirtmekle yetinmemekte; bu aykırılığın kamu düzeniyle ilgili olduğunu ve bu nedenle süresiz şikâyete tabi bulunduğunu özellikle vurgulamaktadır. Bu kabul, icra hukukunun şekli ve süreye bağlı yapısı içinde mirasçılar bakımından son derece önemli bir koruma sağlamaktadır. Zira mirasçı, çoğu zaman murisin borçlarından, takipten veya takip dosyasındaki işlemlerden geç haberdar olabilmekte; yedi günlük şikâyet süresi içinde başvuru yapamadığı gerekçesiyle hakkını kaybetmesi ise mirası ret kurumunun amacına açıkça aykırı düşmektedir.
Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 07/11/2017 Tarihli 2016/22559 Esas 2017/13747 Karar sayılı kararı; “…Şu hale göre murisin ölümünden sonra ÜÇ AYLIK MİRASI RED SÜRESİ DOLMADAN icra takibine mirasçılar aleyhine geçildiği anlaşılmakla, takip borçlusu olan mirasçının İİK 53 maddesine aykırı olarak başlatılan bu takibi SÜRESİZ ŞİKAYET YOLU İLE İPTAL ETTİRME HAKKI BULUNMAKTADIR. O halde mahkemece şikayetin kabulü yerine istemin sürede olmadığından bahisle red kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir…”
Bu karar da aynı doğrultuda, icra mahkemesinin başvuruyu süre yönünden reddetmesinin isabetsiz olduğunu ortaya koymaktadır. Zira mirası ret süresi dolmadan takip yapılması, borçlunun yalnızca kişisel menfaatini ilgilendiren basit bir takip işlemi hatası değildir. Bu aykırılık, miras hukukunda tanınan ret hakkının fiilen etkisiz bırakılması sonucunu doğurabileceğinden, kamu düzeni kapsamında değerlendirilmelidir. Bu nedenle mirasçının, İİK m.53’e aykırı takibin iptalini süresiz şikâyet yoluyla talep etme hakkı bulunmaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 08/02/2024 tarihli 2023/4307 Esas 2024/1104 Karar sayılı kararı; “…Somut olayda; şikayetçi borçlunun murisi olan bono keşidecisi …’ın 06.11.2014 tarihinde vefat ettiği, 3 aylık süre dolmadan 24.11.2014 tarihinde şikayetçi mirasçı aleyhine takip yapıldığı, yapılan takibin İİK’nın 53. maddesine aykırılık teşkil ettiği anlaşılmaktadır. İİK’nın 53. maddesine aykırılık ise, kamu düzeni ile ilgili olduğundan İİK’nın 16/2. maddesi uyarınca şikayet SÜRESİZDİR. O halde Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu husus re’sen dikkate alınarak İİK’nın 53. maddesine aykırı olarak takip yapıldığı gerekçesiyle karar veren İlk derece Mahkemesi kararının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin süre yönünden reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir…”
Bu kararda dikkat çeken bir diğer yön, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu hususun Bölge Adliye Mahkemesi tarafından re’sen dikkate alınması gerektiğinin ifade edilmiş olmasıdır. Başka bir deyişle, mirası ret süresi dolmadan başlatılan takipte İİK m.53’e aykırılık, yalnızca tarafların ileri sürmesine bağlı bir itiraz ya da şikâyet sebebi olarak değerlendirilmemektedir. Mahkeme, dosya kapsamından murisin ölüm tarihi ile takibin başlatılma tarihi arasındaki süreyi tespit edebiliyorsa, bu aykırılığı kendiliğinden dikkate almalı ve takibin hukuka uygunluğunu bu çerçevede denetlemelidir.
Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 19/09/2023 tarihli 2022/12978 Esas 2023/5104 Karar sayılı kararı; “…murisin ölümünden sonra üç aylık mirası red süresi dolmadan mirasçılar aleyhine takibin yöneltilmesi mümkün bulunmadığından takip borçlusu olan mirasçıların İİK 53 maddesine aykırı olarak gönderilen borç muhtırasının SÜRESİZ ŞİKAYET YOLUYLA İPTALİNİ İSTEMEKTE HUKUKİ YARARLARI BULUNDUĞUNU…”
Bu karar ise meselenin yalnızca doğrudan yeni takip başlatılması bakımından değil, mevcut takip dosyasında mirasçılara yöneltilen borç muhtırası gibi işlemler bakımından da önem taşıdığını göstermektedir. Murisin ölümünden sonra üç aylık mirası ret süresi dolmadan mirasçılar aleyhine takip işlemi tesis edilmesi mümkün olmadığından, mirasçılara gönderilen borç muhtırasının da İİK m.53 kapsamında şikâyete konu edilmesi mümkündür. Bu durumda mirasçıların, borç muhtırasının iptalini istemekte hukuki yararlarının bulunduğu kabul edilmelidir.
Sonuç olarak, tereke borçlarından dolayı mirasçılar aleyhine icra takibi yapılabilmesi için murisin ölümünden itibaren İİK m.53’te öngörülen üç günlük sürenin ve mirasçı mirası kabul veya reddetmemişse TMK m.606’da düzenlenen üç aylık mirası ret süresinin dikkate alınması zorunludur. Bu süre dolmadan mirasçılar aleyhine takip başlatılması, takibin mirasçılara yöneltilmesi veya borç muhtırası gönderilmesi İİK m.53 hükmüne aykırılık teşkil eder. Yargıtay’ın istikrarlı içtihatlarında da kabul edildiği üzere, bu aykırılık kamu düzenine ilişkin olduğundan İİK m.16/2 uyarınca süresiz şikâyete tabidir ve icra mahkemesi tarafından re’sen dikkate alınması gerekir. Bu nedenle uygulamada alacaklıların murisin ölüm tarihini ve mirası ret süresini gözetmeksizin mirasçılar aleyhine takip işlemi tesis etmeleri, takibin veya ilgili takip işleminin iptali sonucunu doğurabilecek ciddi bir hukuki sakatlık yaratmaktadır. Mirasçılar bakımından ise İİK m.53, mirası kabul veya reddetme yönündeki iradelerini serbestçe oluşturabilmeleri için takip hukukunda tanınmış önemli ve etkili bir koruma mekanizması niteliğindedir.
