Avukat Ali Mert Karakılçık
Öz
Limited şirket ortağının şirketten çıkması veya çıkarılması, yalnızca ortaklık sıfatının sona ermesi sonucunu doğurmaz; aynı zamanda ayrılan ortağa ait esas sermaye paylarının hukuki akıbetinin de belirlenmesini gerekli kılar. TTK.m.641 ayrılma akçesini, TTK.m.642 bu akçenin karşılanabileceği kaynakları, TTK.m.612 ise şirketin kendi esas sermaye paylarını hangi koşullarla iktisap edebileceğini düzenlemektedir. Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, ayrılan ortağın pay üzerindeki tasarruf yetkisinin sona erdiği; buna karşılık payın hukuki varlığını sürdürdüğü ve payın şirketçe iktisap, mevcut ortaklara veya üçüncü kişilere devir yahut sermaye azaltımı suretiyle itfa yoluyla sonuçlandırılması gerektiği görülmektedir. TTK.m.612/2, çıkma veya çıkarma nedeniyle şirketçe iktisap edilecek paylar bakımından genel yüzde onluk sınırı yüzde yirmiye yükseltmekte; buna karşılık esas sermayenin yüzde onunu aşan kısmın iki yıl içinde elden çıkarılmasını veya sermaye azaltımı yoluyla itfa edilmesini zorunlu tutmaktadır. Bu yönüyle kanun, sermaye azaltımını tek yöntem olarak kabul etmemekte; payların diğer ortaklara veya üçüncü kişilere devrini de açık bir çözüm olarak benimsemektedir.
Anahtar Kelimeler: Limited şirket, ortaklıktan çıkma, ortaklıktan çıkarılma, TTK.m.612, şirketin kendi payını iktisabı, pay devri, sermaye azaltımı, itfa.
I. Ortaklıktan Çıkma veya Çıkarılmanın Esas Sermaye Payına Etkisi
Ortaklıktan çıkma veya çıkarılmanın gerçekleşmesiyle birlikte ayrılan ortağın ortaklık sıfatı sona ermekte, ancak esas sermaye payı kendiliğinden ortadan kalkmamaktadır. Bu nedenle ortaklık sıfatının sona ermesi ile esas sermaye payının hukuki varlığının sona ermesi birbirinden ayrılmalıdır. Ayrılma sonrasında paya bağlı hak ve yükümlülükler donarken, pay üzerindeki tasarruf yetkisinin şirket tüzel kişiliğine geçtiği kabul edilmektedir (Dr.Öğr.Üyesi Burçak TATLI, Limited Şirketlerde Çıkma, Çıkarma ve Ayrılma Akçesi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.XXV, Y.2021, S.1, s.203). Bu yaklaşım uyarınca, ayrılan ortak artık pay üzerinde tasarrufta bulunamaz; şirket ise payın sonraki akıbetini belirleyecek işlemleri gerçekleştirebilir. Payların belirli bir süre sahipsiz kaldığını kabul eden görüşte de sonuç aynıdır; bu görüşe göre TTK.m.642 kapsamında payın şirketçe iktisabı, devri veya itfası mümkün olup, ayrılan ortağın pay üzerinde herhangi bir tasarruf yetkisi kalmamaktadır (Dr. Öğr. Üyesi Esra CENKCİ, Çıkan ya da Çıkarılan Limited Ortağına Ayrılma Akçesinin Ödenmesi (TTK m.642), Ankara Barosu Dergisi, Y.76, S.2018/4, s.11). Dolayısıyla ayrılma sonrasında payın hukuki akıbeti, eski ortağın iradesinden bağımsız olarak şirketler hukuku hükümlerine göre belirlenmelidir.
II. Ayrılan Ortağın Payının Akıbetine İlişkin Kanuni Yöntemler
TTK.m.642, ayrılma akçesinin hangi kaynaklardan karşılanabileceğini düzenlerken aynı zamanda ayrılan ortağın payının akıbetine ilişkin temel yöntemleri de ortaya koymaktadır. Buna göre payın şirket tarafından iktisap edilmesi, mevcut ortaklardan biri veya üçüncü kişi tarafından devralınması yahut esas sermayenin azaltılması mümkündür (Dr.Öğr.Üyesi Sema AYDIN, Limited Şirketlerde Ortaklıktan Çıkma ve Ayrılma Akçesi, Jurix, s.18). Bu sistemde paylar ya diğer ortaklar veya üçüncü kişiler tarafından devralınacak, ya şirket tarafından iktisap edilecek ya da esas sermaye azaltılarak itfa edilecektir (Dr. Öğr. Üyesi Burçak TATLI, Limited Şirketlerde Çıkma, Çıkarma ve Ayrılma Akçesi, s.180-181). Bu nedenle, çıkma veya çıkarılma sonrasında payın mutlaka sermaye azaltımı yoluyla ortadan kaldırılması gerektiği söylenemez. Devir ve şirketçe iktisap da kanunun öngördüğü bağımsız çözüm yollarıdır.
III. TTK.m.612 Kapsamında Şirketin Kendi Payını İktisabı
TTK.m.612/1 uyarınca limited şirket, gerekli miktarda serbestçe kullanabileceği özkaynağa sahip olmak ve iktisap edilecek payların itibari değerleri toplamı esas sermayenin yüzde onunu aşmamak şartıyla kendi paylarını iktisap edebilir. Buna karşılık çıkma veya çıkarma hâllerinde TTK.m.612/2 devreye girmekte ve söz konusu sınır yüzde yirmiye yükselmektedir. Bu düzenlemenin amacı, ortağın çıkması veya çıkarılması hâlinde şirketin ayrılan ortağın paylarını iktisap edebilmesini kolaylaştırmaktır (Prof.Dr.Ersin ÇAMOĞLU, Limited Ortaklıklar Hukukunun Temel İlkeleri, 1.Bası, İstanbul 2020, s.46-47). Bununla birlikte yüzde yirmilik sınır, şirketin bu payları süresiz olarak elinde tutabileceği anlamına gelmez. Esas sermayenin yüzde onunu aşan kısım iki yıl içerisinde elden çıkarılmalı veya sermaye azaltılması suretiyle itfa edilmelidir (Dr. Öğr. Üyesi Burçak TATLI, Limited Şirketlerde Çıkma, Çıkarma ve Ayrılma Akçesi, s.205). Aynı sonuç, esas sermayenin yüzde onunu aşan tutardaki payların iki yıl içinde elden çıkarılması veya sermaye azaltımı yoluyla itfa edilmesi gerektiği belirtilerek de kabul edilmektedir (Dr. Öğr. Üyesi Esra CENKCİ, Çıkan ya da Çıkarılan Limited Ortağına Ayrılma Akçesinin Ödenmesi (TTK m.642), s.21). Bu düzenleme, elden çıkarma ile itfanın birbirine alternatif iki ayrı yöntem olduğunu açıkça göstermektedir.
IV. Payların Mevcut Ortaklara veya Üçüncü Kişilere Devri
Ayrılan ortağa ait payların mevcut ortaklara veya üçüncü kişilere devredilmesi, şirketin özkaynaklarında ve esas sermayesinde doğrudan bir azalmaya yol açmadığından sermayenin korunması ilkesi bakımından elverişli bir yöntemdir (Dr.Öğr.Üyesi Esra CENKCİ, Çıkan ya da Çıkarılan Limited Ortağına Ayrılma Akçesinin Ödenmesi (TTK m.642), s.22). Bu noktada önemli olan husus, devir yetkisinin ayrılan ortağa değil şirkete ait olmasıdır. Ayrılan ortak, ortaklık sıfatını kaybettiğinden artık payı üzerinde tasarrufta bulunamaz; payın devri ve bedelinin tahsili yetkisi şirket tarafından kullanılır. Şirket bu işlemi ayrılan ortağı temsilen değil, TTK.m.642’den kaynaklanan kendi yetkisine dayanarak gerçekleştirir (Dr. Öğr. Üyesi Esra CENKCİ, Çıkan ya da Çıkarılan Limited Ortağına Ayrılma Akçesinin Ödenmesi (TTK m.642), s.22). Payın şirket tarafından mevcut ortaklardan birine veya üçüncü kişiye devri hâlinde ise TTK.m.595 hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu kapsamda devir sözleşmesinin yazılı yapılması, imzaların noter tarafından onaylanması ve kural olarak genel kurulun devre onay vermesi gerekmektedir (Dr. Öğr. Üyesi Burçak TATLI, Limited Şirketlerde Çıkma, Çıkarma ve Ayrılma Akçesi, s.192). Dolayısıyla şirketin payı TTK.m.612 kapsamında iktisap etmesi ile bu payı daha sonra başka bir ortağa veya üçüncü kişiye devretmesi birbirinden ayrı hukuki işlemlerdir.
V. Sermaye Azaltımı Yoluyla Payın İtfası
Payların devredilememesi veya şirketin bu yöntemi tercih etmesi hâlinde esas sermayenin azaltılması suretiyle itfa yoluna başvurulabilir. Kullanılabilir özkaynağın ayrılma akçesini karşılamaya yetmemesi veya esas sermaye payının devredilememesi durumunda sermaye azaltımı yoluyla payların itfası mümkündür (Prof. Dr. Mustafa TOPALOĞLU – Dr. Öğr. Üyesi Işık ÖZER, Limited Şirketlerde Ayrılma Akçesinin Muacceliyeti ve Ödenmesi, s.13). Sermaye azaltımı, şirketin tek taraflı bir iç işlemi olmayıp TTK.m.592 atfıyla TTK.m.473 ilâ TTK.m.475 hükümlerindeki prosedüre tabidir (Prof. Dr. Mustafa TOPALOĞLU – Dr. Öğr. Üyesi Işık ÖZER, Limited Şirketlerde Ayrılma Akçesinin Muacceliyeti ve Ödenmesi, s.13). Payın itfası yoluyla esas sermayenin azaltılabilmesi için kural olarak şirketin itfa edilecek payları iktisap etmiş olması gerektiği de kabul edilmektedir (Prof.Dr.Kemal ŞENOCAK, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt III, s.2908). Böylece devirde pay hukuki varlığını sürdürerek yeni bir pay sahibine geçerken, itfada pay tamamen ortadan kaldırılmaktadır.
VI. Devir ile Sermaye Azaltımı Arasında Öncelik
TTK.m.642’de bu yöntemler arasında zorunlu bir sıra öngörülmemiştir. Bununla birlikte sermayenin korunması ilkesi bakımından payların önce üçüncü kişilere devredilerek paraya çevrilmesi, bunun mümkün olmaması hâlinde özkaynakların kullanılması ve sermaye azaltımına son çare olarak başvurulması daha uygun görülmektedir. Ancak şirket bu sırayı izlemek zorunda değildir (Prof.Dr.Mustafa TOPALOĞLU – Dr.Öğr.Üyesi Işık ÖZER, Limited Şirketlerde Ayrılma Akçesinin Muacceliyeti ve Ödenmesi, s.15). Bu yaklaşım, TTK.m.612/2’nin “elden çıkarma veya sermaye azaltılması yoluyla itfa” şeklindeki alternatifli yapısıyla da uyumludur. Dolayısıyla sermaye azaltımı zorunlu ve tek çözüm olmayıp, payın diğer ortaklara veya üçüncü kişilere devri de tamamen geçerli bir yöntemdir.
VII. Güncel Yargı Kararlarında Payların Akıbeti
Güncel yargı kararları da doktrindeki bu yaklaşımı desteklemektedir. Ortaklıktan çıkarılan ortağın payları üzerinde şirketin iktisap, devir veya itfa şeklinde tasarrufta bulunabileceği kabul edilmiştir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi’nin 01.06.2023 Tarihli 2021/26 Esas 2023/862 Karar sayılı kararı). Aynı kararda, hisseler üzerinde tasarrufta bulunabilmek için çıkarma kararının kesinleşmesi gerektiği ve çıkarmaya karar veren mahkemenin hisselerin akıbeti hakkında ayrıca karar veremeyeceği belirtilmiştir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi’nin 01.06.2023 Tarihli 2021/26 Esas 2023/862 Karar sayılı kararı). Aynı doğrultuda, şirketin ayrılan ortakların paylarını devredebileceği, esas sermayeyi azaltabileceği, payların şirketçe iktisap edilip edilmeyeceğine, üçüncü kişilere devredilip devredilmeyeceğine veya diğer ortaklarca devralınıp alınmayacağına ortaklar kurulunun karar verebileceği kabul edilmiştir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 07.11.2024 Tarihli 2023/6495 Esas 2024/7877 Karar sayılı kararı). Bu yaklaşım daha sonraki kararlarla da sürdürülmüş; şirketin ayrılan ortağın paylarını devretme, sermaye azaltımı yoluna gitme veya payların şirketçe yahut diğer ortaklarca iktisap edilmesine karar verme yetkisinin şirket organlarına ait olduğu kabul edilmiştir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 10.03.2025 Tarihli 2024/3517 Esas 2025/1650 Karar sayılı kararı). Aynı içtihat çizgisi, payların şirketçe iktisap edilip edilmeyeceği veya üçüncü kişilere ya da diğer ortaklara devredilip devredilmeyeceği konusunda genel kurulun yetkili olduğu kabul edilerek devam ettirilmiştir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 18.06.2025 Tarihli 2024/6493 Esas 2025/4297 Karar sayılı kararı).
VIII. Sonuç
TTK.m.612, TTK.m.641 ve TTK.m.642 birlikte değerlendirildiğinde, limited şirketten çıkan veya çıkarılan ortağın ortaklık sıfatının sona ermesine rağmen esas sermaye payının kendiliğinden ortadan kalkmadığı; buna karşılık eski ortağın pay üzerindeki tasarruf yetkisinin sona erdiği sonucuna ulaşılmaktadır. Payın sonraki hukuki akıbeti şirket tarafından belirlenmeli ve pay, şirketçe iktisap, diğer ortaklara veya üçüncü kişilere devir yahut sermaye azaltımı yoluyla itfa yöntemlerinden biriyle sonuçlandırılmalıdır. TTK.m.612/2 uyarınca çıkma veya çıkarma nedeniyle şirketçe iktisap edilecek paylar bakımından üst sınır yüzde yirmidir. Bununla birlikte şirketin esas sermayesinin yüzde onunu aşan kısmın iki yıl içinde elden çıkarılması veya sermaye azaltımı suretiyle itfa edilmesi gerekir. Bu nedenle şirketin yüzde onu aşan kendi paylarını süresiz biçimde bünyesinde tutması mümkün değildir. Buna karşılık kanun, sermaye azaltımını tek çözüm olarak benimsememiştir. Şirket, iktisap ettiği payları TTK.m.595 hükümlerine uygun biçimde mevcut ortaklara veya üçüncü kişilere devredebilir; payın devrinin mümkün olmaması veya sermaye azaltımının tercih edilmesi hâlinde ise TTK.m.592 ve TTK.m.473 ilâ TTK.m.475 hükümleri çerçevesinde itfa yoluna başvurabilir. Sonuç olarak, ortaklıktan çıkma veya çıkarılma sonrasında payların hukuki akıbeti şirket organlarının yetki alanında olup, devir, şirketçe iktisap ve sermaye azaltımı yoluyla itfa birbirinden bağımsız ve kanunen kabul edilmiş çözüm yollarıdır. Güncel doktrin ve Yargıtay uygulaması da bu sistematiği desteklemektedir.
