Avukat Ali Mert Karakılçık
Alacaklının temerrüdü, borçlunun borçlanılan edimi gereği gibi ifa etmeye hazır olmasına rağmen alacaklının haklı bir sebep olmaksızın ifayı kabul etmemesi veya ifa için kendisine düşen hazırlık fiillerini yerine getirmekten kaçınması hâlinde ortaya çıkar. TBK.m.106’daki “gereği gibi” ifa önerisi, bu düzenlemenin merkezindedir. Borçlunun herhangi bir edimi veya ödeme aracını sunması yeterli değildir; teklif borcun içeriğine, ifa zamanına, yerine ve şekline uygun olmalıdır. Sözleşmede veya kanunda belirtilen edimden başka bir şey teklif edildiğinde uygun teklif yapılmış olmaz; alacaklı böyle bir teklifi reddedebilir ve bu ret alacaklı temerrüdü sonucunu doğurmaz (Doç.Dr.Şahin AKINCI, Alacaklının Temerrüdü, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 7, S. 1–2, 1999, s.102).
Borçlanılan edime uygunluk ilkesi gereğince borçlanılan edimden başka bir edimin yerine getirilmesi kural olarak ifa sayılamaz. Başka bir edimin asıl borcun ifası olarak kabul edilebilmesi tarafların bu yönde anlaşmalarını gerektirir. Bu nedenle örneğin muaccel para borcu yerine ileri düzenleme tarihli çek sunulması, alacaklının kabulüne bağlı farklı bir edim teklifidir (Doç.Dr.Derya ATEŞ, Borçlunun Temerrüdünde Aynen İfa Kavramının Edim Özellikleri Yönünden Değerlendirilmesi, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 13, S. 2, 2022, s.450). İfa teklifinin borçlanılan edime uygun olmaması hâlinde alacaklının teklifi kabul etmekle yükümlü olmadığı ve alacaklı temerrüdünün gerçekleşmeyeceği de kabul edilmektedir (Ar.Gör.Tuğçe TEKBEN, Alacaklı Temerrüdünün Hukuki Sonuçları, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C. 22, S. 3, 2016, Prof.Dr.Cevdet Yavuz’a Armağan, III. Cilt, s.2598). Gereği gibi ifa teklifinin miktar yanında içerik, kişi, yer ve özellikle zaman bakımından da borca uygun olması gerekir (Ar.Gör.Aziz Erman BAYRAM, Alacaklının Temerrüdü Üzerine Sözleşmeden Dönen Borçlunun Tazminat İstemi, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C. XXXVII, S. 4, 2021, s.154). Alacaklı temerrüdünün şartlarının gerçekleştiğini ve ifaya hazır bulunduğunu ispat yükü borçluya aittir (Doç.Dr.Şahin AKINCI, Alacaklının Temerrüdü, s.101).
Para borçları TBK.m.89 uyarınca, aksine anlaşma bulunmadıkça alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilen götürülecek borçlardandır. Bu kapsamda örneğin muaccel para borcu yerine ileri tarihli çek sunulması, alacaklıya derhâl tahsil imkânı vermeyip tahsilatı geleceğe bırakır. Nitekim Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 18.01.2012 Tarihli 2011/7600 Esas 2012/350 Karar sayılı kararında, önceki ödemelerin 100 gün vade ile gerçekleştirildiği tespit edilmiş olmasına rağmen, para borcunun alacaklının bulunduğu yerde ödenmesi gerektiği, alacaklının muhatap bankadan çek ile tahsilata zorlanamayacağı ve alacaklı temerrüdünün şartlarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Ayrıca 5941 sayılı Çek Kanunu’nun Geçici 3.maddesinin 5.fıkrası uyarınca 31.12.2028 tarihine kadar üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek üzere muhatap bankaya ibrazı geçersizdir. İleri tarihli çekin kambiyo hukuku bakımından geçerli olması ise alacaklının onu muaccel para borcunun ifası olarak kabul etmek zorunda olduğu anlamına gelmez. Doktrinde alacaklının kural olarak borçlanılan edimden başka bir edimi kabul etmek zorunda olmadığı ve çek kabul etmeye zorlanamayacağı kabul edilmektedir (Prof.Dr.M.Kemal OĞUZMAN – Prof.Dr.M.Turgut ÖZ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. I, 22. Baskı, İstanbul 2024, s.272, 274).
Çek, kural olarak ifa uğruna edim niteliğindedir. İfa uğruna edimde amaç, farklı edimin paraya çevrilmesi suretiyle alacaklının tatmin edilmesidir; bu nedenle sunulan edim ifanın kendisi değil, ifayı sağlayan araçtır (Doç.Dr.Derya ATEŞ, Borçlunun Temerrüdünde Aynen İfa Kavramının Edim Özellikleri Yönünden Değerlendirilmesi, s.451). Çekin düzenlenmesi veya teslimi asıl borcu kendiliğinden sona erdirmez; asıl borcun sona ermesi için çekin tahsil edilmesi ve bedelin alacağı karşılaması gerekir (Doç.Dr.Derya ATEŞ, Borçlunun Temerrüdünde Aynen İfa Kavramının Edim Özellikleri Yönünden Değerlendirilmesi, s.451). Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 28.02.2018 Tarihli 2016/10878 Esas 2018/1532 Karar sayılı kararında, “çekin karşılığının ödenmiş olması halinde borç ifa edilmiş sayılır” ilkesi benimsenmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi’nin 22.12.2022 Tarihli 2020/1563 Esas 2022/1834 Karar sayılı kararında çek keşide edilmesinin ifa yerine değil ifa uğruna edim olduğu ve tek başına ödeme sayılamayacağı belirtilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi’nin 26.12.2024 Tarihli 2022/1195 Esas 2024/2114 Karar sayılı kararında ise “İleri vadeli çek verilmesi ifa uğruna edim mahiyetinde bulunduğundan, borcu sona erdirmeyip erteler.” tespiti yapılmıştır.
TBK.m.133/2 uyarınca mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması, tarafların açık yenileme iradesi olmadıkça yenileme sayılmaz. Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 06.06.2016 Tarihli 2016/2186 Esas 2016/10143 Karar sayılı kararında da mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunmanın yenileme anlamına gelmeyeceği ve alacaklının temel ilişkiye dayanarak takip ve dava hakkını kullanmasına engel olmadığı kabul edilmiştir. Geçmişte belirli borçların tasfiyesi amacıyla çek kabul edilmiş olması da borçlu lehine gelecekte doğacak bütün muaccel borçları çekle ödeme konusunda kazanılmış bir hak ve alacaklı aleyhine sürekli bir çek kabul yükümlülüğü doğurmaz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairesi’nin 25.11.2021 Tarihli 2020/552 Esas 2021/1461 Karar sayılı kararında, fatura tarihinden aylar sonrasına ait vadeli çekle ödemenin teamül hâline geldiğinin kabulü için uzun süre bu yönde uygulama bulunması gerektiği belirtilmiştir. Başka bir edimin ifa olarak kabulü tarafların anlaşmasını gerektirir (Doç.Dr.Derya ATEŞ, Borçlunun Temerrüdünde Aynen İfa Kavramının Edim Özellikleri Yönünden Değerlendirilmesi, s.450).
Alacaklı temerrüdünün oluşup oluşmadığında alacaklının ret sebebi de önemlidir. Borçlu gereği gibi ifa teklifinde bulunmamışsa alacaklının reddi temerrüt doğurmaz. Edimin gereği gibi teklif edilmemesi alacaklı açısından haklı sebep oluşturur; makul ve objektif sebebe dayalı ret hâlinde alacaklı temerrüdü gerçekleşmez (Doç.Dr.Şahin AKINCI, Alacaklının Temerrüdü, s.105). Alacaklının usulüne uygun olmayan ifa teklifini kabul etmemekle temerrüde düşmeyeceği de ifade edilmektedir (Dr.Feride DEMİRBAŞ, Alacaklının Temerrüdünün Borçtan Şahsen Sorumlu Olmayan İpotekli Taşınmaz Malikinin Sorumluluğuna Etkisi Üzerine Düşünceler, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C. XXXV, S. 4, 2019, s.94). Borçlunun yalnızca ödeme iradesini açıklaması da yeterli değildir; maddi ve hukuki anlamda gerçek bir ifa hazırlığı bulunmalıdır (Doç.Dr.Şahin AKINCI, Alacaklının Temerrüdü, s.100). Doktrinde “sözlü teklif ile blöf yapılmaması” gerektiği özellikle vurgulanmaktadır (Doç.Dr.Şahin AKINCI, Alacaklının Temerrüdü, s.103). Ayrıca borçlunun alacaklının kabulden kaçınmasına kötüniyetli olarak kendisinin sebep olmaması gerekir (Ar.Gör.Aziz Erman BAYRAM, Alacaklının Temerrüdü Üzerine Sözleşmeden Dönen Borçlunun Tazminat İstemi, s.155–156).
Alacaklı temerrüdünün şartları TBK.m.107 kapsamında tevdi hakkının doğması bakımından da belirleyicidir. Tevdi hakkı için öncelikle alacaklının TBK.m.106 anlamında temerrüde düşmüş olması gerekir (Doç.Dr.Şahin AKINCI, Alacaklının Temerrüdü, s.109). İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi’nin 20.06.2019 Tarihli 2019/1053 Esas 2019/834 Karar sayılı kararında da alacaklı temerrüdü ispatlanamadığında tevdi mahalli tayini şartlarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 14.06.2022 Tarihli 2021/1134 Esas 2022/4822 Karar sayılı kararında tevdi mahalli kararının geçici hukuki koruma niteliğinde olduğu ve HMK.m.382/d-3 kapsamında çekişmesiz yargı işi sayıldığı belirtilmiştir. Tevdi kurumu, borçluya sözleşmeyle üstlendiği edimi tek taraflı değiştirme veya alacaklının kabul etmekle yükümlü olmadığı bir ödeme aracını yargı kararıyla kabul ettirme hakkı sağlamaz.
Sonuç olarak alacaklı temerrüdü, alacaklının kendisine sunulan herhangi bir ödeme aracını kabul etmemesiyle değil, borçlunun borçlanılan edimi usulüne uygun, gerçek ve gereği gibi teklif etmesine rağmen alacaklının haklı neden olmaksızın bu ifayı kabul etmemesiyle meydana gelir. Muaccel para borcuna karşılık ileri tarihli çek sunulmasında çekin kambiyo hukuku bakımından geçerliliği ile temel borç ilişkisi bakımından gereği gibi ifa oluşturması ayrılmalıdır. Çek kural olarak ifa uğruna edim olduğundan düzenlenmesi veya teslimi tek başına asıl borcu sona erdirmez. Taraflar arasında aksine bir anlaşma bulunmadıkça alacaklı muaccel para alacağını ileri tarihli çekle tahsil etmeye, borçluya tek taraflı olarak yeni vade tanımaya ve çekin tahsil riskini üstlenmeye zorlanamaz. Bu nedenle usulüne uygun ifa teklifinin bulunmadığı durumda alacaklının ileri tarihli çeki kabul etmemesi TBK.m.106 anlamında alacaklı temerrüdü doğurmayacağı gibi, buna bağlı TBK.m.107 kapsamında tevdi hakkının doğmasından da söz edilemez.
