BABALIK DAVASINDA VEKÂLETNAMEDE ÖZEL YETKİ BULUNMASININ ZORUNLULUĞU

Avukat Ali Mert Karakılçık

Babalık davası, soybağının kurulmasına yönelik sonuçları itibarıyla yalnızca taraflar arasındaki özel hukuk ilişkisini değil, aynı zamanda kişinin aile hukuku statüsünü, nüfus kayıtlarını ve kişilik hakkı alanını doğrudan etkileyen davalardandır. Bu yönüyle babalık davası, sıradan bir eda veya tespit davası niteliğinde olmayıp, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gereken özel nitelikli bir dava türüdür. Nitekim soybağına ilişkin davalarda verilecek karar, çocuğun baba ile hukuki bağının kurulması, mirasçılık ilişkisi, nafaka yükümlülüğü ve aile hukuku statüsü bakımından çok yönlü sonuçlar doğurduğundan, bu davaların açılması ve takip edilmesi bakımından usul hukuku özel bir hassasiyet göstermektedir.

Bu hassasiyetin usul hukukundaki en önemli görünümlerinden biri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 74.maddesinde yer alan özel yetki şartıdır. Anılan hüküm uyarınca, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklara ilişkin davaların vekil aracılığıyla açılabilmesi ve takip edilebilmesi, ancak vekâletnamede bu konuda açık ve özel yetki bulunmasına bağlıdır. Başka bir ifadeyle, vekilin genel dava vekâletnamesine dayanarak soybağına ilişkin bir davayı açması veya takip etmesi mümkün değildir. Çünkü bu tür davalarda dava açma iradesinin doğrudan hak sahibi tarafından ortaya konulması veya vekile bu konuda tereddüde yer vermeyecek şekilde özel yetki verilmiş olması gerekir.

Bu çerçevede babalık davası da Türk Medeni Kanunu’nun 301.maddesi kapsamında soybağının mahkeme kararıyla kurulmasına yönelik bir dava olduğundan, niteliği gereği kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgilidir. Dolayısıyla babalık davasının vekil aracılığıyla açılabilmesi için vekâletnamede yalnızca genel dava açma, takip etme ve temsil yetkisinin bulunması yeterli değildir. Vekâletnamede açıkça soybağı davası, babalık davası veya bu davanın açılması ve takip edilmesi yönünde özel bir yetkinin bulunması gerekir. Aksi hâlde vekilin, hak sahibinin kişisel iradesini gerektiren bu davayı usulüne uygun şekilde ikame ettiğinden söz edilemez.

Yargıtay uygulamasında da bu husus açık biçimde kabul edilmektedir. Yargıtay 8.Hukuk Dairesi’nin 03/05/2018 Tarihli 2018/9837 Esas 2018/12054 Karar Sayılı kararında da benzer hususlar vurgulanmıştır; “…Dosya içerindeki bilgi ve belgelerden davacılar … ve … adına babalığın tespiti başvurusunda bulunan Av. …’ın vekaletnamesindeki bu hususta özel yetki bulunmadığı, davacılardan … adına ise usulüne uygun verilmiş bir vekaletnamenin olmadığı anlaşıldığından; adı geçen davacılara HMK’nın 74.madde gereği açılan davadaki talep kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili olduğundan özel yetki içeren vekaletname ibrazı veya yapılan işlemleri kabul ettiklerini mahkemeye bildirmeleri için süre ve imkan tanınması, belirtilen eksikliğin tamamlanması halinde işin incelenmesi gerekirken, dava şartı noksanlığı giderilmeden işin esası incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi, doğru görülmemiştir…”

Söz konusu kararda da görüldüğü üzere Yargıtay, babalığın tespiti isteminin kişiye sıkı sıkıya bağlı haklara ilişkin olduğunu açıkça kabul etmekte ve bu nedenle vekâletnamede özel yetki bulunmasını zorunlu görmektedir. Bununla birlikte, özel yetki eksikliğinin varlığı hâlinde mahkemenin bu eksikliği görmezden gelerek doğrudan işin esasını incelemesi usulen doğru bulunmamaktadır. Zira özel yetki eksikliği, davanın taraf iradesi ve temsil ilişkisi bakımından sağlıklı şekilde yürütülüp yürütülmediğini doğrudan etkileyen bir usuli eksikliktir.

Aynı yönde Yargıtay 8.Hukuk Dairesi’nin 28/12/2017 Tarihli 2017/6576 Esas 2017/17673 Karar sayılı kararında da babalık davasının özel yetki gerektiren davalardan olduğu açıkça belirtilmiştir; “…Dava, TMK’nın 301.maddesi kapsamında babalığın tespiti davası olup, davacılar tarafından davayı açıp takip eden Av. …’a verilen vekaletname genel nitelikte olup babalık davası için özel yetki içermediği anlaşılmıştır. Babalık davası, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımı niteliğindedir…”

Bu karar da babalık davasında genel nitelikli vekâletnamenin yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Zira vekâletnamede dava açma ve takip etme yetkisi bulunsa dahi, bu yetkinin kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması bakımından ayrıca ve açıkça verilmiş olması gerekir. Bu nedenle soybağına ilişkin davalarda vekâletnamenin içeriği mahkemece re’sen incelenmeli; vekilin özel yetkiye sahip olup olmadığı, davanın başında usuli bir ön mesele olarak değerlendirilmelidir.

Bu kapsamda uygulamada en çok karşılaşılan sorunlardan biri, vekâletnamede yalnızca genel dava yetkilerinin bulunması, ancak babalık davası veya soybağı davasına ilişkin açık bir özel yetkiye yer verilmemesidir. Böyle bir durumda, vekilin davayı açma ve takip etme yetkisi HMK.m.74 anlamında tamamlanmış sayılmaz. Mahkeme, bu eksikliği dikkate almadan davanın esasına girerse, verilen karar usul hukuku bakımından sakatlanır. Çünkü babalık davasının doğrudan kişinin aile hukuku statüsünü etkileyen mahiyeti, dava açma iradesinin özel yetkiyle açıkça ortaya konulmasını zorunlu kılar.

Sonuç olarak, babalık davası kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması niteliğinde olduğundan, bu davanın vekil aracılığıyla açılması ve takip edilmesi ancak vekâletnamede açık ve özel yetki bulunması hâlinde mümkündür. Genel nitelikli vekâletnameye dayanılarak açılan babalık davasında, vekilin soybağına ilişkin dava açma konusunda özel olarak yetkilendirilip yetkilendirilmediği mahkemece titizlikle incelenmelidir. Vekâletnamede bu yönde açık bir özel yetki bulunmaması hâlinde ise, dava şartı ve temsil yetkisi bakımından ortaya çıkan eksiklik giderilmeden davanın esasına girilmesi usulen isabetli olmayacaktır. Bu nedenle babalık davalarında özel yetki şartı, şekli bir ayrıntı değil, doğrudan dava hakkının kullanılma biçimine ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların korunmasına ilişkin temel bir usul güvencesi olarak değerlendirilmelidir.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir