ANONİM ŞİRKETLERE DENETİM KAYYIMI ATANMASI (TTK.madde 1 – TMK.madde 427)

Avukat Ali Mert Karakılçık

Bilindiği üzere uygulamada ihtiyati tedbire karar verilebilmesi için, mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş ve halen var olması aranmaz. Dava konusu hak bakımından ortaya çıkacak tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verilebilir. Esasen bu, tedbirin amacıyla da uyumludur. Nitekim tedbir, bir zararı ortadan kaldırmayı değil; onu engellemeyi de sağlayabilir. Örneğin, kişilik haklarını ihlal eden bir yayının başlamadan durdurulması bu şekilde bir tedbir kararını gerekli kılacaktır (Yargıtay Üyesi Adem ALBAYRAK, Uygulamaya Yönelik İhtiyati Tedbir, Ankara 2017, s.47). İhtiyati tedbir çeşitleri, sınırlı da değildir. Gecikme sebebiyle bir sakıncanın veya ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde, mahkeme, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü ihtiyati tedbire karar verebilir (HMK.m.391/1). Mahkeme, ihtiyati tedbir yolu ile, bir şeyin yapılmasına veya yapılmamasına da karar verebilir (Prof.Dr.Baki KURU, Medeni Usul Hukuku, 2.Cilt, Ankara 2020, s.1269-1270). İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce veya sonra istenebilir. Kural olarak, her davada ihtiyati tedbir kararı verilebilir (Prof.Dr.Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku, s.1263-1264). Tedbir talebinin kabulü için tam bir ispat koşulu da aranmayıp, yaklaşık ispat yeterlidir (Yargıtay 11.Hd. 10.9.2014 T. 11222 E. 13495 K.).

Tüm bu hususlarla birlikte 6102 sayılı TTK’nın “Temsil Yetkisinin Kaldırılması” başlıklı 235.maddesinde; “Haklı sebeplerin varlığı hâlinde temsil yetkisi, bir ortağın başvurusu üzerine, mahkemece kaldırılabilir. Gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde mahkeme temsil yetkisini ihtiyati tedbir olarak kaldırıp bu YETKİYİ BİR KAYYIMA VEREBİLİR. Kayyımın atanmasını, görevlerini, mahkemece verilen temsil yetkisini ve bunların sınırlarını, mahkeme resen tescil ve ilan ettirir.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Yine TTK’nın “Kanunun Uygulama Alanı” başlıklı 1.maddesinde; “Türk Ticaret Kanunu, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır. Bu Kanundaki hükümlerle, bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillere ilişkin diğer kanunlarda yazılı özel hükümler, ticari hükümlerdir.” şeklinde düzenleme mevcuttur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun “Yönetim” başlıklı 427.maddesinde ise; “Vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle aşağıdaki hallerde bir yönetim kayyımı atar: …4. Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa,” şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu kapsamda Türk Ticaret Kanununun 1.maddesi dikkate alınarak medeni kanunun ilgili hükümlerinin uygun düştüğü ölçüde sermaye şirketleri hakkında uygulanması gerektiği açıktır (Yargıtay 2.Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur GENÇCAN, Vasi – Kayyım Yasal Danışman ve Vesayet Daireleri, Ankara 2015, s.780). Bu çerçevede bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yollardan sağlanamamışsa malvarlığının yönetimi için yönetim kayyımı atanır (Yargıtay Üyesi Ömer Uğur GENÇCAN, Türk Medeni Kanunu Yorumu, Cilt-II, Ankara 2015, s.1919). Bu hususlarda görevli mahkeme, asliye ticaret mahkemeleridir (Prof.Dr.Erdoğan MOROĞLU, Anonim Ortaklıklarda Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2017, s.97-98). Dolayısıyla yasa koyucu, TTK’da kayyım atanmasına dair ayrı hükümlere yer vermeyi gerek görmemiş, mükerrerlik ile karmaşa oluşturmamak için, genel bir yollama ile Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümlerinin ticaret şirketlerine, dolayısıyla bir ticaret şirketi türü olan limited şirketlere de uygulanmasına imkan tanımıştır. Nitekim, pratikte de, limited şirketlere kayyım atanması ağırlıklı olarak Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde talep edilmekte ve karara bağlanmaktadır (Dr.Soner ALTAŞ, Limited Şirkete Hangi Hallerde Kayyım Atanır, trdizin.gov.tr, s.140). Yargıtay uygulamasında da aynı görüş hakimdir (Yargıtay 11.Hd. 26.06.2003 T. 2003/5621 E. 2003/6912 K. ; Yargıtay 11.Hd. 06.02.2014 T. 2014/818 E. 2014/2043 K. ; Yargıtay 11.Hd. 27.02.2015 T. 2014/15320 E. 2015/2749 K. ; Yargıtay 2.Hd. 30.06.2005 T. 7673-10290 ; Yargıtay 2.Hd. 11.04.2005 T. 3044-5770 ; Yargıtay 2.Hd. 19.03.2007 T. 3564-4346).

Bu kapsamda gerek doktrinde gerekse yerleşik yargı içtihatlarında, TTK.m.531 kapsamında açılan haklı sebeple fesih davalarında, şirket malvarlığının korunması, yönetimin keyfî ve zarara yol açabilecek işlemlerinin önlenmesi ve yargılamanın amacının güvence altına alınması amacıyla HMK m.389 ve devamı hükümleri çerçevesinde ihtiyati tedbir yoluyla kayyım atanmasının mümkün olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca TMK m.427 hükmü de, menfaatleri tehlikeye düşen tüzel kişiler bakımından kayyım atanmasına hukuki dayanak teşkil etmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesinin 28.04.2022 Tarihli 2022/665 Esas 2022/521 Karar sayılı kararında da benzer hususlar vurgulanmıştır; “…Dava, TTK’nın 530. maddesi uyarınca anonim şirketin organsızlık nedeniyle fesih ve tasfiyesine ilişkin olup, davacı vekili, dava içerisinde şirkete tedbiren kayyum atanmasını ve davalı şirketin mal varlığının üçüncü kişiye devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla malvarlığı üzerine tedbir konulmasını talep etmiştir TTK’nın 530/2. maddesinde, dava açıldığında mahkemenin gerekli önlemleri alabileceği düzenlenmiş olup, bu düzenleme özel bir geçici hukuki koruma düzenlemesidir. Tamamlayıcı hüküm olarak da HMK’nın ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümlerinden yararlanmak gerekir. Şirketin halen organsız olduğu, ORTAKLAR ARASINDA CİDDİ UYUŞMAZLIKLAR BULUNDUĞU, YÖNETİCİNİN SORUMLULUĞU İDDİALARIYLA AÇILMIŞ VE SONUÇLANMIŞ DAVALAR BULUNDUĞU ANLAŞILMAKTADIR. Bu durumda, eldeki davada DAVALI ŞİRKETE KAYYIM ATANMASININ YASAL KOŞULLARI MEVCUT OLUP ilk derece mahkemesince bu talebin reddine karar verilmesi hukuka aykırı olmuştur. Esasen mahkemece ihtiyati tedbir yoluyla atanacak bir YÖNETİM KAYYIMINA, davanın ilerleyen aşamalarında TTK’nın 530. maddesi uyarınca organ seçimi gündemiyle genel kurul çağrısı yapma yetkisi verilmesine engel bir durum da bulunmamaktadır. Yani, TTK’nın 530.maddesindeki prosedürün işletilecek olması, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına engel değildir. Mahkeme, atanan yönetim kayyımına genel kurulu organ seçimi gündemiyle çağırma görevini yargılama aşamalarında verebilir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin kayyım atama talebinin reddine dair ara kararına yönelik istinaf başvurusu haklı bulunmuş, davalı şirkete tedbir yoluyla yönetim kayyıma atanmasına karar verilmesi gerekmiştir.”

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi’nin 08.11.2023 Tarihli 2023/1755 Esas 2023/1727 Karar sayılı kararında da benzer hususlar vurgulanmıştır; “…Talep davacıların TTK’nın 531.maddesi gereğince açtığı, şirketin feshi davası kapsamında anonim şirkete denetim kayyımı atanmasına ilişkin ara karara yönelik itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılması istemine ilişkindir. Maddede ihtiyati tedbir için özel bir düzenleme öngörülmediğinden, talep HMK m.389 kapsamında değerlendirilmelidir. HMK’nın 389. maddesi gereğince, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yada ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Şirkete yönetim kayyımı atanmamıştır. Denetim kayyımının görevinin şirket yönetiminin faaliyetlerinin ana sözleşmeye ve ortaklar ile hak sahiplerinin hakkını korumaya dönük olup olmadığını denetleme bakımından bir kontrol mekanizması olduğu kabul edilmelidir. DAVACILARIN HUKUKİ HİMAYE TALEBİNİN KARŞILANABİLMESİ VE ŞİRKETİN MAL VARLIĞININ MUHAFAZASI İLE YÖNETİMİN DAVA SÜRECİNDE MAHKEMENİN BELİRLEDİĞİ KAYYIM TARAFINDAN TAKİBİ ANLAMINA GELEBİLECEK DENETİM KAYYIMI ATANMASININ DOSYA İÇERİĞİNE UYGUN KABUL EDİLMELİDİR. …”

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi’nin 03.11.2023 Tarihli 2023/2363 Esas 2023/1753 Karar Sayılı Kararı; “…Ancak anonim şirkete ortada bir yönetim kurulu varken yönetim kayyımı atanamasa da; davanın kabulü halinde davacı ortağın tasfiye payının korunması için gereken önlemlerin alınmasına bir engel öngörülmemiştir. BU ÖNLEMLER ARASINDA ANONİM ŞİRKETE İHTİYATİ TEDBİR YOLUYLA DENETİM KAYYIMI ATANMASI DA VARDIR. HMK’nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, anonim şirketin feshi talebi ile açılan davada davacı ortağın tasfiye payının korunması için mahkemece gereken tedbirlerin alınabilecek olması, bu amaçla şirkete yönetim kayyımı tayin edilmesi mümkün değil ise de; DENETİM KAYYIMI TAYİN EDİLMESİNİN MÜMKÜN OLMASI, ilk derece mahkemesi tarafından incelenen dosya kapsamı dikkate alındığında denetim kayyımı atanmasına ilişkin tedbir kararı için gereken yaklaşık ispatın sağlanmış olması karşısında; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğin- den HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. …”

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi’nin 18.07.2023 Tarihli 2023/1446 Esas 2023/1370 Karar Sayılı Kararında da aynı hususlar vurgulanmıştır;…Ancak davanın kabulü halinde davacı payının gerçek değerinin korunması için gereken önlemlerin alınmasına bir engel de öngörülmemiştir. Bu önlemler arasında anonim şirkete ihtiyati tedbir yoluyla denetim kayyımı atanması da vardır. Davacının davalı şirketteki muhtemel hisesinin korunması açısından ŞİRKETİN TÜM İŞ VE İŞLEMLERİNİN BİR DENETİM KAYYIMI TARAFINDAN DENETLENMESİNİ İSTEMESİNDE KORUNMASI GEREKEN BİR HUKUKİ YARARININ OLMASI KARŞISINDA davacının istinafının aşağıdaki şekilde kabulüne ve şirkete bir denetim kayyımı tayinine karar vermek gerekmiştir. ...”

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi’nin 18.05.2023 Tarihli 2023/969 Esas 2023/971 Karar Sayılı Kararı; “… anonim şirkete ortada bir yönetim kurulu varken yönetim kayyımı atanamasa da; davanın kabulü halinde davacı azınlık payı sahibi ortağın tasfîye payının korunması için gereken ön- lemlerin alınmasına bir engel ön görülmemiştir. Bu önlemler arasında anonim şirkete ihtiyati tedbir yoluyla denetim kayyımı atanması da vardır. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, anonim şirketin feshi talebi ile açılan davada davacı ortağın tasfiye payının korunması için mahkemece gereken tedbirlerin alınabilecek olması, bu amaçla şirkete yönetim kayyımı tayin edilmesi mümkün değil ise de denetim kayyımı tayin edilmesinin mümkün olması, …” (Aynı Yönde: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nin 28.09.2023 Tarihli 2023/1127 Esas 2023/933 Karar Sayılı Kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi’nin 19.12.2018 Tarihli  2018/1598 Esas 2018/1302 Karar Sayılı Kararı).

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi’nin 12.10.2022 Tarihli 2022/1658 Esas 2022/1439 Karar sayılı kararında da aynı ifadelere yer verilmiştir; “…Dava, TTK’nın 531. maddesi uyarınca haklı sebeple anonim şirketin feshi talebine ilişkin olup Mahkemece davalı şirkete DENETİM KAYYIMI ATANMASINA ve davalı şirkete ait taşınmazın tapu kaydına teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş… davanın devamı süresince davalı şirkete ait taşınmaz hissesinin devrinin ve temsil ve ilzam yetkisinin tek başına kullanılmasının davacı açısından önemli zarara sebebiyet vereceği endişesi yaratması, tarafların hak ve menfaatleri arasında dengenin korunması ihtiyacı gözetildiğinde, davalı şirkete denetim kayyımı atanması ve taşınmaza ait tapu kaydına ihtiyati tedbir konulması koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılmış, yargılamanın ilerleyen aşamalarında değişen durum ve koşullara göre ihtiyati tedbir koşullarının mahkemece yeniden değerlendirilebileceği de dikkate alınarak verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.” (Benzer Yönde Karar : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesinin 13.04.2023 Tarihli 2023/638 Esas 2023/696 Karar Sayılı Kararı ; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi’nin 27.12.2024 Tarihli  2024/1836 Esas 2024/2021 Karar Sayılı Kararı ; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesinin 12.07.2023 Tarihli  2023/849 Esas 2023/1546 Karar Sayılı Kararı ; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 07.10.2022 Tarihli 2022/1273 Esas 2022/1548 Karar Sayılı Kararı ; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesinin 29.02.2024 Tarihli 2024/266 Esas 2024/401 Karar Sayılı Kararı).

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi’nin 18.05.2023 Tarihli 2023/969 Esas 2023/971 Karar sayılı kararı da fesih davalarında davalı şirkete denetim kayyımı atanabileceği yönündedir. Karar özeti şu şekildedir; “…davanın kabulü halinde davacı azınlık payı sahibi ortağın tasfîye payının korunması için gereken önlemlerin alınmasına bir engel öngörülmemiştir. Bu önlemler arasında anonim şirkete İHTİYATİ TEDBİR YOLUYLA DENETİM KAYYIMI ATANMASI DA VARDIR. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, anonim şirketin feshi talebi ile açılan davada davacı ortağın tasfiye payının korunması için mahkemece gereken tedbirlerin alınabilecek olması, bu amaçla şirkete yönetim kayyımı tayin edilmesi mümkün değil ise de DENETİM KAYYIMI TAYİN EDİLMESİNİN MÜMKÜN OLMASI, ilk derece mahkemesi tarafından incelenen dosya ve icra dosyası içeriği dikkate alındığında denetim kayyımı atanmasına ilişkin tedbir kararı için gereken yaklaşık ispatın sağlanmış olması karşısında; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur…Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE…”

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi’nin 19.02.2024 Tarihli 2024/364 Esas 2024/336 Karar sayılı kararı da fesih davalarında davalı şirkete denetim kayyımı atanabileceği yönündedir. Karar özeti şu şekildedir; “…Dava, davalı şirketin haklı sebeplerle fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Talep, mahkemece DAVALI ŞİRKETE TEDBİR VE ONAY KAYYIMI ATANMASINA İLİŞKİN İHTİYATİ TEDBİR KARARINA itirazın reddine dair ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK’nın 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK’nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK’nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re’sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur… -Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE..”

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi’nin 03.11.2023 Tarihli 2023/2363 Esas 2023/1753 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir; “…İlk derece mahkemesinin 21/08/2023 tarihli tensip ara kararı ile; davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; davalı …’ne mali müşavir bilirkişi …’in DENETİM KAYYUMU OLARAK ATANMASINA, şirketin günlük işleri dışında, borçlanması, bu sınırı aşan nitelikte kredi çekilmesi ve borçlandırılması, kambiyo senedi düzenlemesi, şirket faaliyeti kapsamındaki malların satışı dışındaki malvarlığının satılması işlemlerinin DENETİM KAYYUMUNUN ONAYINA TABİ TUTULMASINA, dair karar verilmiş ve davalı yanca yasal süre içerisinde tedbire itiraz edilmiştir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbire itiraz üzerine yapılan duruşma sonunda verilen 22/09/2023 tarihli ara karar ile; davacının davalıya, davalının da davacıya isnat ettiği hususlar, incelenen tapu kayıtları, ticaret sicil müdürlüğü kayıtları, soruşturma dosyası içeriği karşısında, şirketin ve her iki tarafın hak ve menfaatlerinin korunması için ŞİRKETE DENETİM KAYYIMI ATANMASININ ZARURİ OLDUĞU DEĞERLENDİRİLEREK İHTİYATİ TEDBİR KARARI İLE ŞİRKETE DENETİM KAYYUMU ATANMASINA İLİŞKİN ARA KARARDA USUL VE YASAYA AYKIRI BİR YÖN BULUNMADIĞI, anonim şirketlerin fesih ve tasfiyesi talepli davalarda davaya konu şirkete İHTİYATİ TEDBİR KARARI İLE DENETİM KAYYUMU ATANMASINI ENGELLER YASAL BİR DÜZENLEME BULUNMAMASI KARŞISINDA DAVALININ TEDBİR KARARINA YAPMIŞ OLDUĞU İTİRAZIN REDDİNE KARAR VERİLMİŞTİR…davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden …”

Sonuç olarak, anonim şirketlere denetim kayyımı atanması kurumu; yalnızca istisnai ve olağanüstü durumlara özgülenmiş bir müdahale mekanizması olmayıp, özellikle şirket yönetiminde ortaya çıkan ciddi uyuşmazlıkların, organsızlık hallerinin veya azınlık pay sahiplerinin haklarının tehlikeye düştüğü durumların varlığında, yargısal korumanın etkinliğini sağlayan güçlü bir hukuki araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çerçevede, TTK, TMK ve HMK hükümlerinin birlikte ve tamamlayıcı şekilde uygulanması sayesinde, mahkemelere geniş bir takdir yetkisi tanınmakta; özellikle ihtiyati tedbir yoluyla kayyım atanması suretiyle şirket malvarlığının korunması, yönetim faaliyetlerinin denetlenmesi ve yargılama sonucunun etkisiz hale gelmesinin önlenmesi mümkün hale gelmektedir. Nitekim gerek doktrin gerekse yerleşik Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları, fesih davaları başta olmak üzere pek çok uyuşmazlık türünde denetim kayyımı atanmasının hukuka uygun ve gerekli bir tedbir olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu yönüyle denetim kayyımı kurumu, şirketler hukukunda dengeleyici ve koruyucu bir fonksiyon üstlenmekte; çoğunluk gücünün kötüye kullanılmasını engelleyerek azınlık pay sahiplerinin menfaatlerini teminat altına almakta ve şirketin ekonomik varlığının korunmasına hizmet etmektedir. Dolayısıyla uygulamada, yaklaşık ispat ölçüsü de gözetilerek kayyım atanması taleplerinin değerlendirilmesi, hem hakkaniyetin sağlanması hem de ticari hayatın güven ve istikrar içinde sürdürülmesi bakımından büyük önem arz etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir