Avukat Ali Mert Karakılçık
Türk Ticaret Kanunu’nun 553.maddesinde, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlâl etmeleri hâlinde; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, YÖNETİCİLERİN ve tasfiye memurlarının sorumluluğa tâbi oldukları açıkça hüküm altına alınmıştır (Dr.Ali ESKİOCAK, Yönetim Kurulu Üyelerinin Şahsi Sorumluluğuna İlişkin Davalarda Maddi Hukukun Usul Hukukuyla Etkileşimi, s.199). Anılan düzenleme kapsamında, özellikle yönetim kurulu üyeleri, YÖNETİCİLER ve tasfiye memurları, şirket adına karar alma yetkisine sahip olmaları, alınan kararların uygulanmasına belirleyici şekilde katılmaları ve şirketin yönetimini fiilen yürütmeleri sebebiyle sorumlulukları açıkça belirlenmiş organlar arasında yer almaktadır. Kanun koyucu, bu kişileri, şirketin sevk ve idaresinde sahip oldukları etkin konum nedeniyle, doğrudan sorumlular çevresi içerisinde değerlendirmiştir (Prof.Dr.Muhammet ÖZEKES – Prof.Dr.Vural SEVEN – Prof.Dr.Nedim MERİÇ, Sermaye Şirketlerinde Sorumluluk Davası (Ticaret Hukuku ve Usul Hukuku Kapsamında), s.18). Bu çerçevede, yöneticiler, anonim şirketlerde sorumlular çevresinin başında gelmektedir. Her ne kadar yönetim kurulu anonim ortaklığın bir organı niteliğinde ise de, sorumluluk bakımından muhatap olan, organın kendisi değil; organı oluşturan ve karar süreçlerine katılan yönetim kurulu üyeleridir. Nitekim yönetim kurulu üyeleri, tescil ve ilan işlemleri henüz tamamlanmamış yahut fiilen göreve başlamamış olsalar dahi, seçilmiş veya atanmış bulunmaları ve görevi kabul etmeleriyle birlikte sorumlular çevresine dâhil olmaktadır. Bu nedenle, pay sahipleri tarafından şirketin uğradığı zarar sebebiyle açılacak sorumluluk davalarında, zararın faili konumunda bulunmayan anonim şirkete husumet yöneltilmesi hukuken mümkün değildir (Dr.Ali ESKİOCAK, Yönetim Kurulu Üyelerinin Şahsi Sorumluluğuna İlişkin Davalarda Maddi Hukukun Usul Hukukuyla Etkileşimi, s.200).
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 02/05/2016 Tarihli 2016/4264 Esas 2016/4920 Karar sayılı kararı; “…Anonim şirketlerde bir kişinin 6102 Sayılı TTK’nin 367.Maddesi uyarınca icracı müdür olarak görevlendirilmesi halinde bu kişinin şirket ile aynı zamanda işçi- işveren ilişkisinin bulunması onun şirketin zararlandırıcı eylemlerden kaynaklanan sorumluluğunun aynı kanunun 553.Maddesi uyarınca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmayacağından mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalılardan …’nın TTK’nin 367. Maddesi uyarınca belirlenen icracı müdür olarak görev yapıp yapmadığı belirlenip sonucuna göre görev hususunun değerlendirilmesi gerekir…”
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi’nin 30.09.2022 Tarihli 2021/510 Esas 2022/1138 Karar sayılı kararı; “…Eldeki davada ise ortak sıfatı bulunmayıp şirketle arasında hizmet akdi bulunan ve şirketi temsil etmek üzere çeşitli yetkiler verilmiş olup uygulamada genel müdür, genel müdür vekili, finansal müdür, ticari direktör, koordinatör, icracı müdür gibi adlandırılan yönetici vasfını haiz kişilerin görevlerini ifa ettikleri sırada şirkete, şirketin ortakları veya şirket alacaklılarına karşı zararlandırıcı eylemlerinden kaynaklanan davaların TTK’nın 553. maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davası olduğunun kabulü gerekir…”
Sonuç olarak, TTK m.553 kapsamında öngörülen sorumluluk rejimi yalnızca yönetim kurulu üyeleriyle sınırlı olmayıp, şirket yönetiminde fiilen görev alan ve karar süreçlerine etkide bulunan yönetim kurulu üyesi olmayan yöneticileri de kapsamaktadır. Nitekim icracı müdür, genel müdür, finans direktörü veya benzeri sıfatlarla şirketin sevk ve idaresinde aktif rol üstlenen kişilerin, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülükleri ihlâl etmeleri halinde sorumluluktan kaçınmaları mümkün değildir. Bu kişiler, her ne kadar organ sıfatını haiz olmasalar da, şirketin malvarlığını etkileyen karar ve işlemlere katılmaları nedeniyle sorumlular çevresi içerisinde değerlendirilmelidir. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında da açıkça kabul edildiği üzere, yöneticilerin sıfatından ziyade fiili fonksiyonları ve şirket yönetimine etkileri esas alınmakta ve bu kapsamda TTK m.553 hükümleri uygulanmaktadır. Bu itibarla, şirket zararının giderilmesine yönelik sorumluluk davalarında, yalnızca organ üyelerine değil, şirketi fiilen yöneten tüm kişilere yöneltilmesi gereken kapsamlı bir sorumluluk yaklaşımının benimsenmesi gerekmektedir.
