Avukat Ali Mert Karakılçık
Mirasın hükmen reddi davaları, mirasın gerçek reddinden farklı olarak yalnızca mirasçının tek taraflı irade açıklamasına dayanan ve hasımsız şekilde sonuçlandırılabilecek davalar değildir. Gerçek ret, mirasçının kanuni süre içinde mirası reddettiğini beyan etmesiyle ortaya çıkan ayrı bir hukuki kurum iken; hükmen ret, mirasbırakanın ölümü tarihinde terekenin borca batık olduğunun tespitini gerektirir. Bu nedenle mirasın hükmen reddi davalarında verilen karar, doğrudan doğruya tereke alacaklılarının hukuki durumunu etkiler. Mirasçının tereke borçlarından sorumlu olup olmayacağına ilişkin bu tespit, alacaklıların takip ve tahsil imkanları üzerinde sonuç doğurduğundan, bu davalarda husumetin kime yöneltileceği özel önem taşır. Yargıtay uygulamasında da mirasın hükmen reddi davalarının hasımsız olarak incelenemeyeceği, davanın tereke alacaklılarına yöneltilmek suretiyle görülmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Yargıtay uygulamasında da ifade edildiği üzere, mirasın gerçek reddi davalarından farklı olarak mirasın hükmen reddi davalarında dava hasımsız olarak incelenemez. Nitekim bu davalarda dava, alacaklılara husumet yöneltilmek suretiyle açılır (Yargıtay 14.Hd. 08.02.2016 T. 2015/17204 E. 2016/1521 K.). Buna rağmen dava hasımsız olarak açılmışsa bile, dava tespit edilecek alacaklılara yöneltilerek incelenmeli; yalnızca hasımsız açıldığı gerekçesiyle doğrudan reddedilmemelidir (Yargıtay 2.Hd. 18.07.2006 T. 4726 E. 11238 K.; Yargıtay 2.Hd. 12.11.2003 T. 14125 E. 15438 K.). Bu çerçevede hasımsız olarak açılan bir mirasın hükmen reddi davasında hâkim, davanın alacaklılara yöneltilmesi için davacılara uygun süre vermeli; bu yasal koşul yerine getirilmeden davanın husumet yönünden reddine karar verilmemelidir (Yargıtay 2.Hd. 16.03.2009 T. 20154 E. 4738 K.). Ayrıca bu davalarda dava sırasında alacak temlik edilmiş ise husumet, bu kez alacağı devralan temlik alacaklısına yöneltilmelidir (Yargıtay 2.Hd. 25.01.2007 T. 10561 E. 423 K.).
Sonuç olarak, mirasın hükmen reddi davalarında husumet, davanın esasına etkili ve mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gereken temel usul meselelerinden biridir. Çünkü bu davalarda amaç, yalnızca mirasçının mirası reddetme iradesinin tespiti değil; terekenin borca batık olup olmadığının, bu tespitten doğrudan etkilenecek tereke alacaklılarının katılımıyla belirlenmesidir. Bu nedenle davanın alacaklılara yöneltilmeden hasımsız olarak incelenmesi mümkün değildir. Bununla birlikte Yargıtay uygulaması, hasımsız açılan davaların şekli bir yaklaşımla doğrudan reddedilmesini de isabetli görmemekte; mahkemenin davacı tarafa alacaklıları davaya dahil etmesi için süre vermesi gerektiğini kabul etmektedir. Böylece mirasın hükmen reddi davalarında hem mirasçıların tereke borçlarından haksız biçimde sorumlu tutulmasının önüne geçilmekte hem de alacaklıların hukuki dinlenilme hakkı korunarak yargılamanın sağlıklı biçimde yürütülmesi sağlanmaktadır.
