Avukat Ali Mert Karakılçık
Mirasın hükmen reddi davalarında en önemli inceleme konusu, mirasbırakanın ölümü tarihinde terekenin gerçekten borca batık olup olmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmasıdır. Bu davalarda borca batıklık, yalnızca belirli bir resmi belgeye veya tek bir ispat aracına bağlı değildir. Çünkü hükmen ret, mirasçının iradi bir ret beyanından ziyade, ölüm anındaki tereke durumuna bağlanan kanuni bir sonuçtur. Bu nedenle mahkemenin, mirasbırakanın aktif ve pasif malvarlığını bütün yönleriyle araştırması; terekeye dahil mal, hak ve alacaklar ile tereke borçlarını birlikte değerlendirerek ölüm tarihi itibarıyla gerçek bir borca batıklık bulunup bulunmadığını belirlemesi gerekir. Yargıtay uygulamasında da bu husus, mirasın hükmen reddi davalarının sağlıklı biçimde sonuçlandırılabilmesi için geniş ve çok yönlü bir delil araştırması yapılması gerektiği şeklinde kabul edilmektedir.
Nitekim Yargıtay uygulamasında ifade edildiği üzere, mirasbırakanın ödemeden aczinin resmi belgeyle ispatı zorunlu değildir. Zira mirasbırakanın ödemeden aczi her türlü delille ispatlanabilir (Yargıtay 2.Hukuk Dairesi Onursal Başkanı Ömer Uğur GENÇCAN, Türk Miras Hukukunda Mirasın Reddi, s.340; Yargıtay 2.Hd. 05.06.2008 T. 9294 E. 8049 K.). Bu çerçevede borca batıklık tanık beyanıyla da ispatlanabilir (Yargıtay 2.Hd. 05.07.2004 T. 8030 E. 8918 K.; Yargıtay 2.Hd. 23.10.2007 T. 18978 E. 14151 K.). Yine terekenin borca batıklığı vergi dairesi kayıtlarıyla da ortaya konulabilir (Yargıtay 2.Hd. 02.05.2002 T. 4975 E. 5721 K.). Aynı şekilde terekenin borca batık olduğu icra dosyalarıyla da ispat edilebilir (Yargıtay 14.Hd. 18.01.2021 T. 2020/2722 E. 2021/12 K.; Yargıtay 2.Hd. 12.07.2007 T. 11184 E. 11078 K.).
Bu davalarda terekenin borca batık olup olmadığının sağlıklı şekilde belirlenebilmesi, mirasbırakanın terekesinin aktif ve pasifinin tam olarak bilinmesine bağlıdır (Yargıtay 2.Hd. 20.12.2010 T. 8323 E. 21464 K.). Bu nedenle mirasbırakanın malvarlığı vergi dairesinden araştırılmalı, vergi borcunun ölüm tarihi itibarıyla miktarı belirlenmelidir (Yargıtay 2.Hd. 21.04.2008 T. 6152 E. 5763 K.; Yargıtay 14.Hd. 29.02.2016 T. 2015/13032 E. 2016/2450 K.). Ayrıca mirasbırakanın malvarlığının bulunup bulunmadığı ilgili belediyeden (Yargıtay 14.Hd. 29.02.2016 T. 2015/13032 E. 2016/2450 K.), aracı bulunup bulunmadığı ilgili trafik tescil şube müdürlüğünden (Yargıtay 14.Hd. 29.02.2016 T. 2015/13032 E. 2016/2450 K.), taşınmazı olup olmadığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden (Yargıtay 8.Hd. 2014/7089 E. 2015/682 K.), mevduat, hak ve alacağı olup olmadığı ise ilgili bankalardan araştırılmalıdır (Yargıtay 8.Hd. 2014/7089 E. 2015/682 K.).
Bu çerçevede mirasbırakana ait taşınmazların bulunduğu tespit edilmişse, bu taşınmazların değerleri belirlenmeli ve mirasbırakanın borçlarını karşılamaya yeterli olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir (Yargıtay 2.Hd. 08.02.2011 T. 21569 E. 1903 K.; Yargıtay 2.Hd. 29.03.2010 T. 3278 E. 5944 K.; Yargıtay 2.Hd. 11.01.2010 T. 19125 E. 187 K.). Bu kapsamda mirasın hükmen reddi davalarında taraflara delillerini ibraz etmeleri için süre verilmeli, gösterilen deliller eksiksiz şekilde toplanmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir (Yargıtay 2.Hd. 16.12.2010 T. 18496 E. 21292 K.; Yargıtay 2.Hd. 21.01.2009 T. 13463 E. 362 K.). Dolayısıyla davacı mirasçıların tereke mallarını sahiplendikleri belirlenememişse ve terekenin borca batık olduğu da usulünce ortaya konulmuşsa, mirasın hükmen reddi davasının kabulüne karar verilmelidir (Yargıtay 2.Hd. 03.06.2013 T. 2012/20585 E. 2013/15152 K.).
Yargıtay 7.Hukuk Dairesi’nin 14.10.2021 Tarihli 2021/2912 Esas 2021/1923 Karar Sayılı ilamında da benzer hususlar vurgulanmıştır; “…Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı göz önünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekir.”
Sonuç olarak, mirasın hükmen reddi davalarında terekenin borca batık olduğunun ispatı yalnızca resmi belgeyle sınırlı değildir. Borca batıklık; tanık beyanı, vergi kayıtları, icra dosyaları, banka kayıtları, tapu ve trafik kayıtları, belediye kayıtları ve diğer tüm delillerle ortaya konulabilir. Bununla birlikte mahkemenin yalnızca tereke borçlarını dikkate alması yeterli değildir; mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla mevcut tüm malvarlığı değerleri, hak ve alacakları ile borçları birlikte araştırılmalı, aktif ve pasif dengenin gerçek durumu belirlenmelidir. Bu araştırma yapılmadan terekenin borca batık olup olmadığı konusunda sağlıklı bir sonuca varılması mümkün değildir. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması da, mirasın hükmen reddi davalarında eksiksiz bir tereke araştırması yapılmasını, tarafların gösterdiği delillerin toplanmasını ve mirasçıların terekeyi sahiplenip sahiplenmediğinin ayrıca değerlendirilmesini zorunlu görmektedir. Bu nedenle terekenin ölüm tarihi itibarıyla borca batık olduğu her türlü delille ispatlanmış ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelecek davranışları da belirlenememişse, mirasın hükmen reddi talebinin kabul edilmesi gerekir.
