ANONİM VE LİMİTED ŞİRKETLERDE İBRA KARARININ HUKUKİ NİTELİĞİ VE GEÇERLİLİK ŞARTLARI

Avukat Ali Mert Karakılçık

Öğretide ifade edildiği üzere sermaye şirketlerinde müdürlerin hukukî sorumluluğunu ortadan kaldıran unsurlardan birisi, ilgili kişilerin şirketin yetkili organı tarafından ibra edilmesidir. İbraya karar verecek yetkili organ ise şirket genel kuruludur (Dr.Soner ALTAŞ, Limited Şirketlerde Kurucuların, Müdürlerin ve Tasfiye Memurlarının Hukukî Sorumlulukları, tacirsoft.com.tr). Fakat Yargıtay uygulamasında ifade edildiği üzere şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin davalarda, genel kurul tarafından alınan ibra kararının davalılarca savunma argümanı olarak kullanılabilmesi için alınan ibra kararının açık ibra niteliği taşıması yani dava konusu somut olayların genel kurulda pay sahiplerince tartışılması neticesinde alınması gerekmektedir. Eş söylemle genel kurullarda alınan ibra kararlarının hukuki sonuç doğurabilmesi için, davaya konu işlemler açıkça görüşülerek, tartışılarak, davacının bu nedenle uğradığı veya uğrayabileceği zararlar ortaya konulup, genel kurul bu konuda bilgilendirilerek alınmış olmalıdır (Dr.Soner ALTAŞ, Limited Şirket Müdürleri Hakkında İbra Kararı Alırken Dikkat Edilecek Hususlar, tacirsoft.com.tr). Aksi takdirde alınan ibra kararları geçerli bir ibra özelliği taşımayıp soyut nitelikte sayılacak ve sorumluları borçtan kurtarması da mümkün olmayacaktır. Burada alınacak ibra kararı, hesap yılının tümüne veya belli bir zaman kesitine, ibranın kapsamında bulunan kişilerin hepsine veya bazı kişilere veya hesap dönemi içinde yapılan iş ve işlemlerin tümüne veya bir kısmına hasredilebilir (Dr.Zikrullah ÖZBAĞ, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumlulukla Bağlantılı Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2024, s.374).

Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 13.05.2013 Tarihli 2012/10887 Esas 2013/9792 Karar sayılı kararında da aynı hususlar vurgulanarak ibra kararının geçerliliğinin somut olayların müzakere edilmesine bağlı olduğu belirtilmiştir. Karar özeti şu şekildedir; “…Dava, Anonim Şirket Genel Müdürü aleyhine açılmış sorumluluk davasıdır. Mahkemece, sorumluluğa yol açan maaş ödemeleri ve şirket adına alınan kayıtlara girmeyen malların alınış tarihi itibari ile bu tarihlerden sonra yapılan iki genel kurulda davalının ibra edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dosyada mevcut genel kurul tutanakları ve diğer deliller ile aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan davalının iddia edilen sorumluluk sebepleri ile genel kurul gündemine getirtilmek sureti ile tartışılıp ibra edildiğine dair bir değerlendirme yapılmamıştır. Genel kurul tarafından verilen ibra kararlarının hukuki sonuç doğurabilmesi için ibranın açık ibra, yani SOMUT OLAYLARIN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMEK SURETİ İLE İLGİLİLERİN İBRASINA KARAR VERİLMESİ GEREKMEKTEDİR. Bu durumda, mahkeme gerekçesinde belirtilen ibra kararının açıklanan anlamda ibra kararı olup olmadığının değerlendirilmek sureti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.”

Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 08.12.2014 Tarihli 2014/7571 Esas 2014/19267 Karar sayılı kararında da aynı husus vurgulanmıştır; “…Dava, davacı anonim şirket denetçisinin, görevi sırasında zarara neden olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. …ibranın borçtan kurtarıcı sonucu doğurabilmesi ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulması, bilinmesi ve tartışılmasına bağlıdır. Somut olaya gelindiğinde mahkemece hükme dayanak yapılan genel kurullarda alınan İBRA KARARLARI DAVAYA KONU İŞLEM AÇIKÇA GÖRÜŞÜLEREK, TARTIŞILARAK, davacının bu nedenle uğradığı veya uğrayabileceği zarar ortaya konulup, genel kurul bu konuda bilgilendirilerek alınmış bir ibra kararı olmayıp, yeterince tartışılmadan alınmış soyut nitelikteki ibra kararları olduğundan bu şekildeki bir ibranın sorumluları borçtan kurtarması da mümkün değildir. Bu nedenle, genel kurulda alınmış soyut ibra kararına dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır.”

Sonuç olarak, sermaye şirketlerinde ibra kurumu, yöneticilerin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırabilecek önemli bir mekanizma olmakla birlikte, bu sonucun doğabilmesi ibra kararının içeriğine ve alınış şekline sıkı sıkıya bağlıdır. Özellikle Yargıtay uygulamasında da açıkça ortaya konulduğu üzere, ibra kararının borçtan kurtarıcı etki doğurabilmesi için “açık ibra” niteliğinde olması, yani somut olayların genel kurulda tartışılarak değerlendirilmesi zorunludur. Aksi halde, yalnızca şeklen alınmış ve somut olaylardan soyutlanmış ibra kararlarının hukuki sonuç doğurması ve sorumluları borçtan kurtarması mümkün değildir. Bu durum, genel kurul kararlarının keyfi şekilde alınmasının önüne geçmekte ve pay sahiplerinin bilgilendirilmesi ilkesini güçlendirmektedir. Dolayısıyla uygulamada ibra kararlarının geçerliliği değerlendirilirken, şekli varlığından ziyade içerik, bilgilendirme düzeyi ve müzakere sürecinin titizlikle incelenmesi gerektiği açıktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir